Roma’nın Deli İmparatoru Caligula

 

(https://i.ytimg.com/vi/k1xoHW4TI4c/maxresdefault.jpg)

Yazar: Doç. Dr. Eren KARAKOÇ[1]

Düzenleme: Taha Berk Arslan

Çocukluğu

Asıl ismi Gaius Julius Caesar Germanicus olan Caligula, Tiberius’tan sonra başa geçen üçüncü Roma İmparatorudur. M.S. 37-41 arasında kısa bir dönem tahtta kalmasına karşın  Roma’nın en zorba imparatoru olarak tarihe geçmiştir. Ancak dönem hakkında gayet ayrıntılı bilgiler sunan antik tarihçi Tacitus’un, Caligula’nın kısa saltanatı konusunda yazdığı yazıların tamamı elimize geçmediği için, onunla ilgili anlatılagelen sıradışı hikayelerin arkasındaki gerçeği tam olarak bilmiyoruz.

Babası ikinci imparator Tiberius’un amcaoğlu ve evlatlığı olan Germanicus, annesi ise  ilk imparator Augustus’un akrabası Agrippina olan Gaius Julius Caesar Germanicus, 31 Ağustos M.S. 12’de İtalya’daki Antium’da doğmuştur. Diğer iki kardeşinden farklı olarak küçüklüğünde, babasının Germenia’daki seferlerinde yanında bulunmuştur. Bu seferler sırasında kendisi de legioner askerleri gibi kuşanmak istediğinden babası Germanicus, onun için minyatür asker kuşanımları yaptırtmıştır. Buna karşın giydiği bu kuşanımlar ve özellikle asker botları ona yine büyük geldiği için, askerler arasında alay konusu olmuştur. Askerler bu sebeple ona “küçük asker botu” anlamına gelen Caligula ismini takmışlardır. Bu isim zamanla imparatorun asıl isminin önüne geçmiştir. Ancak Caligula’nın bu isimden nefret ettiği, zamanın antik tarihçileri tarafından belirtilmiştir.

Babası Germanicus’un başarılı seferler yürütmesine karşın antik yazar Suetonius, İmparator Tiberius’un onun imparatorluğa hevesli olduğunu düşündüğünden, Suriye’de bulunduğu sırada zehirleterek öldürttüğünü belirtmektedir. Caligula ise babasının ölümünün ardından annesinin yanına gönderilmiştir. Bir süre sonra dul kalan Agrippina’nın evlenebileceği sonraki adamın tahta aday olacağından korkan Tiberius’un, Caligula’nın annesi ve öteki kardeşleri ile arası bozulmuştur. Bunun üzerine Agrippina ve diğer kardeşler M.S. 29’da Roma’dan sürülmüşlerdir. Caligula ise kendisinin büyük annesi, Tiberius’un ise annesi olan Livia’nın yanına gönderilmiştir.

Gençlik Yılları

Bu yaşlı kadının ölümünden sonra M.S. 30’a kadar kendi anneannesi olan Antonia Minor’un yanında kalmıştır. Bu süreçte Tiberius, Caligula’nın diğer erkek kardeşlerinden birini hapsettirmiş, diğerini de sürgünde ölüme zorlamıştır. Şaşkınlık verici olarak Caligula’ya dokunmamıştır. Onu, diğer kız kardeşleri ile birlikte 6 sene boyunca Capri adasındaki villasında tutmuştur. Antik yazarlara göre Caligula, hislerini çok iyi gizleyen ve rol yapmayı bilen bir insandı. Tiberius’a karşı olan tüm kinini ve öfkesini içinde taşımış, buna karşın ona çok iyi davranmıştır. Tiberius’un, bu kinin farkında olduğu, ancak bir şey yapmadığı da söylenmiştir. Hatta M.S. 33’te Caligula’ya yüksek quaestorlük görevini bahşetmiştir. M.S. 37’de imparator olana kadar da bu görevde kalmıştır. Bu sırada Caligula’nın hem annesi hem de son erkek kardeşi hapiste ölmüştür.

Caligula, M.S 33 yılında sevdiği Junia Claudilla ile evlenmiş, ancak ertesi yıl çocuklarını doğururken eşi ve çocuğu ölmüştür. Bu Caligula’yı çok etkilemiştir. Daha sonrasında Roma’da üst düzey koruma muhafızları olan Preatorian prefecti (komutanı) Naevius Sutorius Macro ile arkadaşlık yapmaya başlamıştır. Macro, onun her konuda çok büyük destekçisi olmuştur. Tiberius’a her zaman Caligula’yı övmüş ve imparatorun aklındaki bütün şüpheleri alıp götürmüştür. Bunun üzerine Tiberius, öldüğü zaman imparatorluk yetkilerinin hem Caligula’ya, hem de torunu olan küçük Gemellus’a geçmesini emretmiştir.

İmparatorluk Dönemi

16 Mart M.S. 37 yılında Tiberius, 77 yaşında ölmüştür. Antik tarihçiler olan Suetonius ve Tacitus, onun Macro tarafından yatağında uyurken  yastıkla boğulmuş olabileceğini, eğer öyleyse bunun kardeşlerinin ve annesinin intikamını almak isteyen Caligula’nın emri olduğunu belirtmişlerdir. Tiberius’un ölüm haberinin hemen ardından Caligula, Gemellus’un zihinsel özürlü olduğunu, bu büyük görevi yerine getiremeyeceğini Senato’ya belirtmiştir. Senato ise bunun üzerine Macro tarafından desteklenen Caligula’nın imparatorluk erkini kabul etmiştir.

Nihayet Capri adasını terk eden Caligula, 28 Mart’ta Roma’nın kapısına varmıştır. Toplanan halk onu sevinç gösterileriyle karşılamış, ona “yıldızımız”, “bebeğimiz” diye hitap etmiştir. Halkın bu sevgisinin sebebi, Caligula’nın babasının çok başarılı ve sevilen bir komutan olan Germanicus olmasıydı. Antik tarihçi Suetonius’a göre yeni imparatorun tahta çıkması vesilesiyle 160.000 hayvanın kurban edildiği üç ay süren etkinlikler düzenlenmiştir. Philo’ya göre ise Caligula’nın saltanatının ilk 7 ayı çok güzel geçmiştir.

Caligula’nın ilk zamanlarda yaptığı işler, gerçekten de cömertlik içeren ve politik olarak doğru işler olmuştur. Ordunun desteğini sağlamak için askerlere fazladan ikramiyeler dağıtmış, Tiberius’un ilan ettiği vatana ihanet fermanlarını yaktırmış ve Roma’dan sürülen insanları geri çağırmış, tahta karşı işlenen suçların artık geçmişte kaldığını belirtmiştir. Vergilerden dolayı zarara uğrayan kişilere yardımcı olmuş, sapkın seks eğlencelerini düzenleyen kişileri ve sapıkları sürgüne göndermiştir. Gladyatör gösterileri dahil olmak üzere, zamanla rayından çıkan ve aşırıya kaçan savurganlıkların yapıldığı oyunlara sınırlama getirmiştir. Annesinin ve kardeşlerinin cesetlerini buldurmuş ve kalan kemikleri, ilk imparator Augustus’un mozolesinin içine koydurtmuştur. Yapılan bu düzenlemeler ve iyilik hareketleri hem halkın, hem de devlet adamlarının çok hoşuna gitmiştir.

Caligula, annesinin ve kardeşinin kemiklerini, atalarının mozolesine koydurttuğu sırada (Eustache Le Sueur-1647)

Ölümcül Hastalıktan Sonrası

Ancak 37 yılının Ekim’inde Caligula yatağa düşmüş ve çok ağır bir hastalığa kapılmıştır. Kimi tarihçilere göre onu kıskanan devlet adamlarından biri tarafından zehirlenmiştir. Herkes öleceğini düşünürken bir süre sonra iyileşmiştir. Ancak delilik emareleri göstermeye başlamış ve iyi karakteri bozularak şeytani bir mahiyete bürünmüştür. Caligula, öncelikle tüm yakınında bulunanları ya öldürtmüş, ya da sürgüne göndertmiştir. Kuzeni Tiberius Gemellus’u vahşice infaz ettirmiştir. Bu olay, ona bakan büyük annesi Antonia Minor’u çok kızdırmış ve üzmüştür. Suetonius’a göre Caligula onu da zehirleterek acılı bir şekilde öldürtmüştür.

Caligula bundan sonra kayınpederi Marcus Junius Silanus ve kayınbiraderi Marcus Lepidus’u da işkenceyle infaz ettirmiştir. Amcası Claudius’u ise, peltek olduğu için onu çok güldürdüğünden soytarısı olarak yanında tutmuştur. Çok sevdiği kız kardeşi Julia Drusilla 38 yılında ağır ateşten ölünce, diğer kızkardeşleri Livilla ve küçük Agrippina’yı sürgüne göndertmiştir. Bazı tarihçilere göre Caligula’nın, annesinin aslında Agrippina ve Augustus’tan olmadığına, Augustus’un kendi kızı Julia ile olan ensest ilişkiden olduğuna inandığı ve bundan nefret ettiği söylenmektedir.

Caligula yakın çevresinde gerçekleştirdiği tüm bu zulme karşın, 38 yılında devlet yönetiminde doğru kararlar almaya devam etmiştir. Tiberius döneminde açıklanmayan kamu harcamalarının listesini yayınlatmış, bazı vergileri kaldırmış, yangında malını mülkünü yitirenlere yardımcı olmuş, şövalye sınıfı olan equestrian sınıfı ve senatörlüğe yeni kişileri almış ve demokratik seçimlerde düzenlemeler yapmıştır. Buna karşın mahkeme süreçleri tamamlanmayan kimseleri idam ettirmiş ve yakın dostu Macro’yu intihar etmeye zorlamıştır.

Politik desteği devam ettirmek için Caligula’nın ordu ve halk namına yaptığı müsrif harcamalar, devletin hazinesini boşaltmıştır. Bunun üzerine Caligula, zengin olan  kimselerin mallarına el koymak için onları sahte suçlamalarla cezalara çarptırmış ve hatta öldürtmüştür. Para bulmak için mahkeme sürecine, düğünlere ve fahişeliğe ağır vergi koydurtmuştur. Gösterilerdeki gladyatörlerinin hayatları üzerine açık artırma etkinlikleri düzenletmiştir. Askerlerin elde ettikleri ganimetin hepsinin devlete verilmesini yasalaştırmıştır. Yollardan geçen tüccarların ve kervanların bazı mallarına el koydurtmuştur.

Delilik Emareleri

Caligula, topladığı bu paralarla bazı kamu inşaatları gerçekleştirmiş, yolları onartmış ve bazı şehirlerde yapım faaliyeti yürütmüştür. Fakat kendisi için de çok gereksiz harcamalar yapmıştır. Pers-Yunan Savaşları zamanında kral Kserkses’in ordusunu Avrupa’ya geçirmek için Hellespontos’ta (Çanakkale Boğazı) inşa ettirdiği tahta köprünün hikayesinden etkilenerek, İtalya’daki Baiae ile Puetoli arasındaki 3.5 km’lik boğaza gemilerden oluşturularak hareketli  tahta köprü yaptırmıştır. Yüzme bilmediğinden sevdiği atı Incitatus’a zırh kuşandırıp, binerek karşıya geçmiştir. Caligula ayrıca kendisi için antik zamanın en büyük iki gemisini inşa ettirmiştir.

39 yılında Caligula’nın Senato ile arası bozulmuştur. Bunun üzerine Caligula, senatörlerin hepsinin güvenilmez olduğunu belirterek, sahte suçlamalarla büyük bir mahkeme kurdurmuştur. Mahkeme sonucunda senatörlerin bir kısmı ölüme mahkum edilmiş, ölüme mahkum edilmeyenler ise Caligula’nın savaş arabasının yanında uzun bir zaman boyunca koşmaya zorlanmıştır. Bu zalimliklerden sonra 39 yılının sonlarında Caligula’ya birçok suikast düzenlenmiş ancak hepsinden kurtulup, düzenleyenleri vahşice katlettirmiştir.

Caligula ve çok sevdiği atı İncitatus’un heykeli-British Museum (https://medium.com/@stuartdean/caligulas-horse-the-us-congress-67c87cc5c777)

Caligula bundan sonra bir takım seferlere de çıkmıştır. Roma’nın kukla devleti olan Cebelitarık Boğazı’nın karşı tarafındaki Mauretania (Günümüzdeki Fas), Ptolemy tarafından yönetilmekteydi. Caligula, devlet meselelerini görüşmek bahanesiyle Ptolemy’i Roma’ya çağırtmış ve burada öldürtmüştür. Sonrasında Mauretania’yı askerlerine işgal ettirerek iki eyalete bölmüştür. Caligula’nın sonrasında Britanya’ya sefere çıktığı görülür. Ancak antik tarihçilerin çoğunluğuna göre çıkılan bu sefer, Caligula’nın İngiltere sahillerindeki deniz kabuklularını çok sevmesinden ve tüm askerlerine bunları toplaması görevini vermesinden dolayı iptal edilmiştir. Fakat bu olayın aslında böyle olmadığı, tarihçilerin aslında bu olayda benzetme yaptıkları gibi görüşler de bulunmaktadır. Bu görüşlere göre sahile çıkan Roma ordusuna, Britonların şefi Adminius gelip teslim olmuştur. Bu sebeple içlere doğru bir sefere çıkılarak savaşa gerek kalınmaması dolayısıyla askerler, çevre yerleşimlerdeki genelevlere gitmişlerdir. Antik tarihçilerin bahsettiği askerlerin deniz kabukluları toplama olayının, aslında fahişeleri ziyaret etmeleri olduğu belirtilmiştir.

Tanrı Sanılgısı

40 yılındaki seferden sonra Roma’ya dönen Caligula, devlet adamları ve vasal krallar ile olan toplantılarda artık Hermes, Apollon, Hercules gibi giyinerek kendisine tanrı  ve Neos Helios (yeni güneş) denilmesini salık vermiştir. Roma’da bulunan çeşitli tanrı heykellerinin kafalarını kaldırtarak yerlerine kendi kafasının heykellerini koydurtmuştur. Gerçekten de Mısır’da ele geçen ve Caligula dönemine tarihlenen paralar üzerinde kendisini tanrı olarak resmettirmiştir.

Diğer imparatorlar döneminde de bu hükümdarların bazılarına doğu bölgelerinde tanrı olarak tapınılmış, öldükten sonra adlarına kültler kurulmuştur. Fakat bu hükümdarlar, bu olayı kimseyi zorlayarak yapmamışlardır. Caligula bu durumu daha da ileri götürerek halk içine çıktığında kendisine tapınmalarını, senatörlerin onun ayaklarına kapanıp çeşitli ritüeller gerçekleştirmelerini istemiştir ve kendisinin yaşayan bir tanrı olduğuna dair emirnameler çıkartmıştır. Özellikle Yahudilerin yaşadıkları Suriye, Mısır ve Anadolu şehirlerindeki sinagoglara kendi heykellerinin yaptırılmasını ve artık kendisine tapınılmasını istediğinden dolayı buralarda çeşitli ayaklanmalar çıkmıştır. Bu sebeple Caligula, ayaklanmayı çıkaranların liderlerini ve bu ayaklanmalar ile herhangi bir ilgisi olmayan fakat burayı yöneten valileri yakalattırıp idam ettirmiştir.

Aynı tarihlerde yaşayan İskenderli Philo ve Genç Seneca’ya göre Caligula, bu ayaklanmaların bastırılmasından sonra iyice çıldırmıştır. Sıkıldığında zevk için yanındakileri öldürtmeye başlamış, saatler süren, her türlü sapıklığın olduğu seks partileri düzenletmiş, devlet adamlarının eşlerine zorla sahip olmuş, yaptırdığı köprü, sonuçsuz Britanya Seferi ve gereksiz harcamalar sebebiyle İtalya’da ekonomik kriz ve açlık baş göstermiştir. Gladyatör gösterilerinde bulunduğu bir sırada, gladyatörlere ve vahşi hayvanlara öldürtülecek esir ve suçlu kalmadığını öğrenince çok sıkılmış ve gösteriyi izleyen halktan büyük bir kesimini arenaya attırarak bunların hayvanlar tarafından parçalatılmasını izlemiştir. Bu anlatılan hikayelerin benzerlerini Caligula’dan sonra yaşayan Suetonius ve Cassius Dio da anlatmaktadır. Onlara göre Caligula kendi kız kardeşleri ile ensest ilişkiler yaşamış ve onların başka erkeklerle de ilişkiler yaşamasını izlemiştir. Sarayı büyük bir geneleve çevirmiş, savdiği atı İncicatus’u consül seçtirmiş, diğer devlet adamları ile aynı masada yemek yedirmiştir. Orduyu mantıksız ve sonu olmayan seferlere çıkartmıştır.

Son Zamanları

40 yılının sonlarına doğru Caligula, senatoya Roma’yı tamamıyla terk edip Mısır’daki İskenderiye’ye gideceğini ve orada yaşayan bir tanrı olarak ikamet edeceğini belirtmiştir. Bu durum, senatonun ve devlette önemli etkisi olan Pretorian Muhafızlarının artık bu duruma bir son verilmesi gerektiği kararını almalarına sebebiyet vermiştir. Muhafızların başında olan Cassius Chaerea bu kararda çok önemli bir etken olmuştur. Çünkü Caligula, uzun bir süre boyunca Chaerea ile kadın gibi bir sesi olduğu ve kadına benzediğini söyleyerek alay etmiştir.

22 Ocak 41 günü senato ile de anlaşan Cassius Chaerea ve diğer iki muhafız, Kutsal Augustus onuruna düzenlenecek oyunlara Caligula’nın baş konuk olarak gitmesini sağlamak için yanına gitmişlerdir. Caligula’yı özel Germen korumalarından uzaklaştırdıktan sonra üzerine atlayarak, 30 kere bıçaklamış ve öldürmüşlerdir. Daha sonra karısı Caesonia ve kızı Julia Drusilla’yı öldürmüşlerdir. Caligula ölür ölmez Senato, hemen hızlı kararlar alarak devlete tekrar düzen getirmeye ve cumhuriyeti kurmaya çalışmıştır. Pretorian Muhafızları da bu durumu desteklese de ordu, imparatorluk düzeninin sürdürülmesini istemiştir. Bunun üzerine suikastçilerin elinden bir perdenin ardına saklanarak kurtulan Caligula’nın amcası Claudius, imparator ilan edilmiştir.

Modern tarihçilerden kimilerine göre Caligula’nın dönemindeki anlatılan hikayeler  aşırı abartılıdır. Gerçekten de Caligula’nın imparatorluğu iyi yönetmediği doğru olmasına karşın, onun döneminde yazan çoğu tarihçinin, önceki imparator Tiberius döneminde saray tarafından desteklenen tarihçiler olduğu, onun döneminde ise desteklerinin kesilmesi ile ona düşman oldukları anlaşılmaktadır. Sonraki tarihçiler de bu anlatılan ve zamanla abartılan hikayelerden etkilenerek Caligula hakkında yazmışlardır. Dönem hakkında diğerlerine nazaran daha gerçek bilgiler sunan Tacitus’un, bu imparator hakkındaki yazılarının tamamının ele geçmemesi de, dönemin nasıl yaşandığının tam olarak anlaşılamamasına sebebiyet vermektedir. Ancak abartılarak da olsa anlatılan bu hikayelerde mutlaka gerçeklik payı olsa gerektir.

KAYNAKLAR

  1. Suetonius. (2009). The Twelve Caesars (Trans. A. Thomson). Auckland: Floating Press.
  2. Cassius, D. (1927). History of Rome. London: Loeb Classical Library.
  3. Seneca. (1900). On the Firmness of the Wise Person: De Constantia Sapientis (Trans. A. Steward). London: Loeb Classical Library.
  4. Josephus, F. (2012). Antiquities of the Jews. A history of the Jewish people (W. Whiston). Utah: Deseret Book Company.
  5. Tacitus. (1937). The Annals of Tacitus (Fifth Edition). London: Loeb Classical Edition.
  6. Philo of Alexandria. (2003). Philo’s Flaccus (Trans. P. W. Van der Host). Boston: Brill.
  7. Seneca, L. A. (2016). Letters From A Stoic (First Edition). New York: Lulu.
  8. Sidwell, B. (2010). “Gaius Caligula’s Mentall İllness.”, Classicall World, 103(2), 183-206.
  9. Katz, R. S. (1973). “The Illness of Caligula.”, CW, 66, 327-333.

[1] Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Eskiçağ Bilim Dalı, erenkarakoc@outlook.com, bigherakles@gmail.com

Doç. Dr. Eren Karakoç

1988 yılı Ankara doğumluyum. Lisans öğrenimimi Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tarih bölümünde tamamladım. Yüksek lisans ve doktorayı Gazi Üniversitesi Tarih Anabilim Dalı, Eskiçağ Bilim dalında yaptım. Eskiçağ Tarihi alanında, özellikle Yunan, Roma ve İslam öncesi Türk tarihi hakkında kitap ve makaleler yazmaktayım. Aynı zamanda öğretim görevlisiyim. Evliyim ve bir çocuğum var. Boş zamanlarımda ağırlık kaldırmak, güzel eşim ve tatlı oğlumla vakit geçirmek en büyük eğlencem.

You may also like...

18 Responses

  1. Mehnet Akif dedi ki:

    Güzel bir yazı olmuş, sağlam kaynaklar var. Bu kadar detaylı bilmiyordum ve tüm tarihçilerin görüşlerinden bahsedilmesi çok iyi olmuş.

  2. Eylül dedi ki:

    Gerçekten de beni şaşırtan ve heyecan veren bir yazı oldu. Ellerinize sağlık. Soru olarak Saray geneleve çevrildiğinde acaba dış uluslar ne düşündü?

    • Caligula gibi dönemin birçok hükümdarının sarayında kendine ait haremi, çok sapkın cinsel ilişkilerin yaşandığı alemler oluyordu. Bu bakımdan pek bir şaşkınlık yaratmamıştır. Ancak bu hükümdarların sarayından ayrıntılı bilgiler elimize geçmediği için biz bilgi sahibi değiliz. Roma’nın ve Yunan’ın farkı, bu hikayeleri bizlere ayrıntılarıyla anlatan tarihçilerinin olması.

  3. Nebiye dedi ki:

    Çok güzel kaynaklarla dolu bir yazı teşekkür ederiz bu yazı için. Ufak bi sorum vardı lisedeyim ve hocamız mor giydiği için kralları öldürüyor demişti Moritanya kralını. Doğru mu acaba.

    • Doğru söylemiş hocanız. Para ve kaynak için bir sebep yaratması gerekiyordu. Bilindiği gibi o dönemlerde mor giymek hükümdarlık alametidir. Vasal kralına başta çok dostça davranmasına rağmen Caligula mor giymesini sebep gösterip Ptolemy’i öldürtmüş ve ülkesini ilhak etmiştir.

  4. Sevgi D. dedi ki:

    Hocam bu yazınız da çok güzel olmuş. Ellerinize sağlık.

  5. Enes Özarslan dedi ki:

    Sanırım her imparatorlukta böyle paranoyalar vardı. 3. Vlad, 1.Mustafa, 14.Erik veya 6.Charles buna örnek verilebilir sanırım. Cidden zorba ve kişilik bozukluğu olan insanlar. Belki kudretleri belki politik sıkıntılar ve sosyal yaşam onları bu hale getirdi… Yazınız bol kaynaklı didaktik bir yazı olmuş. Başarılar…

    • Evet. Çok güzel örnekler vermişsiniz. Çoğu insanın kaldıramayacağı şeyler bunlar. Bu unsurlara direnebilen, kendi özünü kaybetmeyen ve ülkesini daha iyi seviyelere taşıyan insanlar asıl hükümdarlardır. Buna en iyi örnek de Büyük önder Atatürk’tür.

  6. Leyla dedi ki:

    Tebrik ederim. Çok güzel bilgilendirici ve akıcı bir yazı olmuş. Başarılarının devamını dilerim.

  7. Seda Saydan dedi ki:

    Bilmedigim öyle detaylar öğrendim ki… Kaynaklara dayali ama bir o kadar da masal tadindaki bu bilgi paylaşımı için cok tesekkurler.

  8. Erhan A. dedi ki:

    Etkileyici bir yazıydı. Caligula gibi dengesiz olan başka imparator var mı acaba?

    • İmparatorluğun ilk dönem yazarları bize sorunlu imparatorlar hakkında ayrıntılı bilgiler sunarlar. Caligula kadar olmasa da Tiberius’un son zamanları, Nero, Domitianus sayılabilir ve Commodus baya bir sıkıntılıdır.

  9. Alp dedi ki:

    Çok ilginç bir yazı olmuş, emeğinize sağlık. Okurken bir film izliyor gibi oldum, başından sonuna çok akıcı bir dil. Roma dönemi ile ilgili, özellikle halkın günlük yaşamının da yer aldığı başka yazılarınız olursa çok sevinirim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir