ROMA’NIN ADALET STATÜSÜ: PRAETORLUK

ROMANIN ADALET STATÜSÜ: PRAETORLUK

 Hukuku, toplumu şekillendirme ve ihtiyaçlarına cevap verme amacına yönelen bir çeşit devlet uygulaması tekniği olarak tanımladığımızı varsayalım. Peki hukukun adaleti; hukuk kurallarının uygulanmasının da hakkaniyeti sağlamadığı durumlarda ne olur? Hukukun-yasaların dışına çıkılması mı gerekir? Roma’nın takriben 500 yıl boyunca bu sorulara veriyor olduğu cevap basittir: Praetor.

Praetor, M.Ö 367 yılında, Roma’nın Cumhuriyet Devri’nde ihdas edilen bir magistralık (siyasal iktidar parçası)dır. Makamın tanımlayışı zaman içinde değişmiştir. Bunu göz önüne alarak genel  bir niteliksel tanım yapılmak istenirse;

Roma Hukuku’nda “adalet”in görünüm bulduğu, kendi isminde bir hukuk katmanı oluşturan (Ius Praetorium) ve hukuku faaliyetleri + kurallarıyla canlı-elastik kılan bir devlet makamıdır.

Modern kuvvetler ayrılığı penceresinden bakacak olursak, davalarda aldıkları roller ve içtihatlarıyla “yargı” erkinin en önemli kısmını işgal ettikleri söylenebilir. Unutulmaması gerekir; Praetor’un hukuka kattığı, yasama (yasa yapma) faaliyetiyle alakalı değildir. Yani praetor hukuki anlamda bir kanun koyucu değildir.

TARİHSEL GELİŞİMİ VE ÖNEMİ

Praetorluğun gelişimi, Roma’nın siyasi tarihiyle paralel olarak incelenmelidir. Ortaya çıktığı dönemdeki amacı, devlet işleriyle meşgul olan ve savaştan savaşa koşan konsüllerin yargı görevlerinin ağırlığını hafifletmektir. Bu sebeple ortaya çıkmış makama sahip olan praetorlar, özel hukuk ihtilaflarına bakmakla sorumlulardı. Halk meclisi tarafından seçilmekle birlikte, konsüllerin sahip olduğu “imperium” iktidarına da sahiplerdi. Bu iktidar, kendilerine beyanname çıkarmak, halk meclisi ile senatoyu toplantıya çağırmak ve orduyu komuta etmek gibi yetkiler veriyordu.

Devlet yönetimindeki önemli nitelikleri ve hiyerarşik konumları saklı kalmak kaydıyla; makamın ortaya çıktığı dönemlerde praetorların bir çeşit yargıç olduklarını söyleyebiliriz.  Daha sonra ise bir çeşit yargıç olmaktan ziyade, kendisine başvuranlara dava hakkını vermek ve dava koşullarını ortaya koymak; yani hakimin ihtilafa uygulayacağı kuralları belirlemekle sorumlu olmuşlardır. Praetorluk, gerçek önemine bu değişiklikle kavuşmuştur. Roma Hukuku’na adına etkisini bu dönemde göstermiştir. Küçük bir toplumun sınırlı ihtiyaçları için var olmuş olan “ius civile” isimli ana hukuk katmanı, topraklar ve toplum geliştikçe yetersiz kalmaya, hatta bazen sorunlara adil çözümler getirememeye başlamıştır. Praetor makamının oluşturduğu-yasallaştırdığı yöntemler ve kişilere tanıdığı hukuki yollar, devrin ihtiyaçlarını karşılamak ve ius civilenin eksiklerini kapatma, onu ıslah etme rolünü üstlenmiştir.

Praetor’dan “Herkese” Hukuk

 Roma devleti, önceleri diğer devletlerin vatandaşlarına Roma hukukunun uygulanması hususunda adeta “köle” muamelesi gösteriyordu. “Hostis” yani düşman olarak anılan yabancıyı alıkoyan-hakimiyetine alan, onun efendisi olurdu. Devletin temelini oluşturan hukuk katmanı ius civile, sadece Romalıların hukuki ilişkileri için oluşturulmuştu. Praetorun faaliyetleri sonucu oluşan katman ise ius civileye dayanarak geliştiğine göre, praetorların faaliyet alanı da sadece Roma vatandaşları için sınırlıydı.

Ne zaman ki topraklar büyüdü, yabancılarla iyi ilişki kurma fikri benimsendi; o zaman Romalılar- yabancılar ve yabancıların kendi arasındaki hukuki işlem ve uyuşmazlıkları önem kazandı. Bu gelişmelerin ışığında, M.Ö 242 yılında “yabancılar praetoru” adında yeni bir makam ihdas edildi ve mevcut praetorluk sayısı ikiye çıkmış oldu. İkinci praetorun görev ve yetki alanında oluşan kurallara “ius gentium”  (evrensel hukuk) dendi. Yani bir nevi doğal hukuk gibi, dünyanın Romalı olmayan insanlarına Roma devleti tarafından ithaf edilen bir hukuk katmanı oluşmuş oldu. (Zamanla praetorların sayısı farklı görevler için artmaya devam etmiştir.)

Praetor, ius civilenin sert ve şekilci olması nedeniyle oluşabilecek hakkaniyetsiz sonuçlara karşı bir ilaç gibiydi. Örneğin: A kişisi B’ye “altın yüzük” diye altın suyuna batırılmış bir metal yüzük sattığında, ius civileye göre iki tarafın da iradesi olduğu için bir problem yoktu. Ancak praetor bu durumda mağdur olan B’nin mağduriyetini anlar ve onu korur; ius civile kaideleri dışına çıkarak B’ye dava hakkı verirdi. Bazen ise hakkaniyeti sağlamak adına kişilerin eylemlerinin hukuki eksikliklerini tamamlardı.

Faaliyetleriyle praetor, pleb sınıfı ile patricius sınıfı arasındaki  eşitsizliği de büyük ölçüde ortadan kaldırmıştır. Oluşturduğu hukuk katmanı sayesinde pleblerin statüsü ile patriciusların statüsü neredeyse eşit hale gelmiştir. İki sınıf arasındaki evlenme yasağı kalkmış; pleblere de senatus üyesi ve magistra olma yolu açılmıştır.

PRAETOR BEYANNAMELERİ

 Praetorlar devrin ihtiyaçlarına, kendi görev müddeti için bağlayıcı olacak “beyanname”ler hazırlayarak yanıt verirdi. Praetorlar büyük çoğunlukla kendisinden önceki praetorların beyannamesini muhafaza ederdi. Böylece hukuk, gelişen devlet ve topluma ayak uydurmuş; beyannameler Romalı hukukçuların deyimiyle, en azından beyannamenin sabit hale geldiği döneme kadar gerçekten de “hukukun canlı sesi (viva fox)” olmuşlardır. Praetor’un faaliyetleriyle oluşan katmanı, bir hukuk kaynağı haline getiren de bu beyannamelerdir. Ancak beyanname, yazının başında belirttiğim gibi, Praetorluk makamının niteliğinin bir “kanun koyucu” niteliği taşımadığı gibi bir kanun metni niteliği taşımaz. Beyannameler sadece bir yıllık hukuki sürece yön veriyorlardı.

Nihayet, beyannameler M.S 130 yılında İmparator Hadrianus’un isteği sonucu büyük hukukçu Salvius Iulianus tarafından değişmez-sabit bir beyanname haline sokulmuştur. Bu beyannameye Edictum Perpetuum (Devamlı Beyanname) denmektedir. 130 yılı, İmparatorluk dönemine denk gelir. Tarihsel sürece paralel olarak incelemek gerektiğini vurgulamıştım. Roma’nın mutlak imparatorluk makamı varken; bu iktidara ters düşmesi muhtemel başka bir aktif-değişken hukuk kaynağından sürekli olarak  hukuk oluşması önlenmek istenmiştir. Böylece  Roma Hukuku’na elastiklik kazandıran Praetorluk makamının önemi azalmıştır. Bu makamın faaliyetleri bir hukuk kaynağı oluşturmaktan uzaklaşmıştır.

Beyannamelerin değişmez hale gelmesi, adeta çevresindeki biyolojik yaşamı canlı tutan bir ırmağın suyunun kesilmesi gibidir.

Yüzyıllarca akan bu ırmağın suyu praetor beyannameleri; kaynağı ise yazımın konusunu oluşturan praetorluk makamıdır.

KAYNAKÇA

  • Tahiroğlu, Bülent ve Erdoğmuş, Belgin, (2016), Roma Hukuku Dersleri (İstanbul: Yılmaz Yayıncılık)
  • Ekinci, E. Buğra., (2017), Hukukun Serüveni – Roma (145-194), (İstanbul: Arı Sanat Yayınevi)
  • Koschaker, Paul, (1977), Roma Özel Hukukunun Ana Hatları, (Ankara Üni. Hukuk F. Yayınları)

Kerem Ali Vahap

Ben Kerem Ali Vahap. Marmara Üniversitesi - Hukuk Fakültesi'nde okuyan bir hukukçu adayıyım. Küçüklüğümden beri bir şeyleri okumak ve yorumlamak; okuduklarım arasında ilişki kurup konuya özgün bir bakış açısıyla yaklaşarak "soyut üretim" yapmak hobim olmuştur. Bu yüzden yazılarımda özgün ifadeler ve etkisi altında olduğum "izah etme hevesini" görmeniz olasıdır. Üretmeye yönelik yatkınlığımın farkına vardığımdan beri, başta hukuk ve tarih olmak üzere, sosyal bilimleri ilgilendiren yazılar yazıyorum. Umuyorum ki gelecekte ülkeme iyi hizmet vereceğim.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir