ROMA HUKUKU NEDİR?

HUKUKUN TEMELİ

Toplumca kabul görmüş, toplumsal düzeni meydana getiren normlardan (görgü, ahlak, örf ve adet vb…) birini “HUKUK” oluşturmaktadır. Doğrudan tanımlanması zor olan hukuk kavramının diğer normlardan ayırt edici özelliği, günümüzde olduğu gibi tarihte de siyasal iktidar (devlet) tarafınca ortaya konması, ayrıca uyulmaya yine devlet tarafından zorlayıcı “DAVA” enstrümanının kullanılması vasıtasıyla bazı yaptırımlar tarafından korunmasıdır.

Hukuk normları, medeniyeti etkilediği gibi medeniyetten eklenir ve toplumsal ihtiyaçlara cevap verme amacı güder. Roma medeniyeti, çağdaşı ve hatta kendisinden sonra gelen medeniyetlerden daha ileri bir seviyede olmasından mütevellit; hukuk açısından da çok büyük bir gelişme göstermiştir. Eğer bugün hukuk fakültelerinde Roma Hukuku‘nu hâlâ görüyorsak, hatta bu alan akademisyenler için bir gelişme alanı olarak görülüyorsa elbette ki bunun bir sebebi vardır. Bu sebebe yazının devamında değineceğim.

Adından da anlaşılacağı üzere Roma Hukuku, Roma uygarlığının uygulayıp geliştirmiş olduğu hukuk sistemidir. Devletin yaptırımlarına dayanan hukuk kuralları ile toplumun ihtiyaçlarına cevap verilmiş, toplumsal düzen bu şekilde sağlanmıştır. Roma medeniyetinin oldukça gelişmiş olduğunu belirtmiştik. Bu kadar gelişmiş bir medeniyetin ihtiyaçlarına da ancak bu kadar gelişmiş bir hukuk sistemi yanıt verebilirdi. Ancak bu hukuk sisteminin günümüzde bu kadar önemli olmasının nedeni elbette bununla sınırlı değil. Avrupa hukukunun temelini Roma Hukuku‘nun oluşturması, Roma Hukukunun iktisabı (alıntılanması) süreci de büyük önem taşır.

HUKUK DEVİRLERİ

Romulus Remus

M.Ö 753 Roma Devleti‘nin kuruluşuyla yılında başladığı kabul edilen, Roma imparatoru Iustinianus‘un ölümüyle son bulan Roma hukuk devirleri 5 ayrı dönemde incelenir. Kimi hukukçular aşağıda belirttiğim “Klasik öncesi” dönemi ayrı bir dönem olarak ele almaz.
1- Eski Hukuk
2- Klasik öncesi hukuk – Ayrı bir devir olarak kabul edilmeyebilir.
3- Klasik hukuk
4- Klasik sonrası hukuk (Postklasik)
5- Iustinianus

Roma hukukunun doğum lekeleri, birçok hukuk sisteminde olduğu gibi “örf ve adetler”dir. Bunlar, Roma devletinin temelini dayandırdığı “ius civile” isimli hukuk katmanının temelini oluştururdu. Daha sonra toplumsal talebin çok gerekli kıldığı durumlarda, ufak kanunlaştırma hareketleri başladı. Bu hareketlerin tepe noktası, “pleb” sınıfı ile “patricius” sınıfının arasındaki mücadelenin -buna patriciusların plebleri ezmesi, desek daha doğru olur- yarattığı sosyal karmaşa sonucu tarafların akdi niteliğini taşıyan “12 Levha Kanunları”nın hazırlanmasıydı. Dönemin hukukçuları ise “rahip hukukçular”dı. Rahip hukukçular hukuk kurallarını yorumlar, kendilerine yöneltilen soruları yanıtlar ve yeni işleyişi kolaylaştırmak için muamele tipleri geliştirirlerdi.
Kanunlaştırma hareketlerinden itibaren hukuk, Roma devletinin siyasi-askeri gelişimiyle paralel olarak gelişme göstermeye devam etmiştir. Gelişmenin tepe noktası ise;
Salvius-JulianusRoma’nın siyasi devirleriyle paralel olarak incelediğimizde (Krallık, Cumhuriyet, ilk imparatorluk, son imparatorluk dönemleri) Cumhuriyet – İlk imparatorluk dönemlerinin bazı kısımlarını kapsayan “Klasik hukuk” olarak belirtilir. Hukuk normlarının kaynaklarının fazlalığı açısından da en zengin devir, klasik hukuk devridir.
Topraklar genişletildikçe, Roma vatandaşlarıyla yabancılar arasındaki ilişkilerin de düzenlenmesine ihtiyaç duyuldu. Bunun için de “ius gentium” adlı yeni bir hukuk katmanı daha oluşturuldu.

Hukuk adına bilimsel sayılabilecek çalışmalar da bu dönemde görülür. Hatta zamanla bir imparatorluk halini almış olan Roma, bazı hukukçulara “imparator adına cevap verme” imtiyazı tanımıştır. Böylece imtiyazın tanındığı hukukçuların fikirleri büyük önem kazanmıştır. Zaten en büyük, hatta açıkçası en “efsane” hukukçular da klasik hukuk döneminde yetişmiştir. (Örneğin Salvius İulianus)

Ayrıca günümüzde üniversitelerdeki hukuk kürsülerinin aldığı rolü, o dönem de “Hukuk Mektepleri” almıştır. Farklı düşüncelere, yorum biçimlerine sahip olan iki ayrı mektep ön plana çıkmaktadır. Bu mektepler, hukuk biliminin gelişimi için çok büyük önem arz etmişlerdir. Günümüze kalmış ve işimize yaramış olan sistemin en azından %80’ini Klasik hukuk devri oluşturur.
Ne var ki, daha sonra hukukun kaynakları azalma göstermiş, hukukçuların imtiyazı ellerinden alınmış, büyük hukukçuların yetişmesi durmuş; zamanla hukukun tek kaynağı mevcut kanunlar ve “imparator emirnameleri” olmuştur. Roma Hukuku’nun gelişimi neredeyse sona ermiştir.

Justinianus.jpg

Ancak, hukukun son, kritik bir sıçraması olmuştur. Tüm Avrupa hukukunun kaderini değiştiren bu başarılı sıçramanın faili, IUSTINIANUS isimli büyük imparatordur. Iustinianus, siyasal ve dini faaliyetlerinin haricinde hukuk alanında da gelişmelerin mimarı olarak kudretli Roma İmparatorluğu‘nu diriltmek istiyordu. Hukuk alanındaki icraati ise, kendisinden önceki tüm hukuk kaynaklarının ürünlerini derleyerek/derleterek büyük bir “medeni hukuk külliyatı” hazırlatmak oldu. Bu külliyata “Corpus Iuris Civilis” adını verdi. Roma Hukuku‘nun halen mevcut olmasını, bu derlemeyi yaptıran Iustinianus’a borçluyuz.

 

528-534 tarihleri arasında hazırlanmış olan Corpus Iuris Civilis, 4 bölümden oluşmaktaydı.
1) Institutiones = 4 kitap
2) Digesta (Pandecta) = 50 kitap
3) Codex = 16+13 Kitap
4) Novellae = 168 emirname

Roma Hukuku‘nun Avrupa Hukuku’na temel oluşturma sürecinin başlangıcı ise bir Digesta’nın, 11. yüzyılda İtalya-Pisa‘daki bir kütüphanede bulunmasıyla başlamıştı. Bu aradaki süreci kapsayan gelişmelere başka bir yazıda değineceğim.Institutiones.jpg


İlk yazım olduğundan, biraz dağınık olduğunu düşünüyorum umarım sizlere iyi bir aktarım yapmışımdır. Elden geldiğince basitleştirmeye çalıştım.

KAYNAKLAR
– Tahiroğlu, Bülent ve Erdoğmuş, Belgin, (2016), Roma Hukuku Dersleri (İstanbul: Yılmaz Yayıncılık)
– Ekinci, E. Buğra., (2017), Hukukun Serüveni – Roma (145-194, (İstanbul: Arı Sanat Yayınevi)


//cdn2.admatic.com.tr/showad/showad.js

Kerem Ali Vahap

Ben Kerem Ali Vahap. Marmara Üniversitesi - Hukuk Fakültesi'nde okuyan bir hukukçu adayıyım. Küçüklüğümden beri bir şeyleri okumak ve yorumlamak; okuduklarım arasında ilişki kurup konuya özgün bir bakış açısıyla yaklaşarak "soyut üretim" yapmak hobim olmuştur. Bu yüzden yazılarımda özgün ifadeler ve etkisi altında olduğum "izah etme hevesini" görmeniz olasıdır. Üretmeye yönelik yatkınlığımın farkına vardığımdan beri, başta hukuk ve tarih olmak üzere, sosyal bilimleri ilgilendiren yazılar yazıyorum. Umuyorum ki gelecekte ülkeme iyi hizmet vereceğim.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir