Napolyon Sendromu

Napolyon Sendromu, kısa boylu insanlarda zaman zaman görülen bir öfke ve saldırganlık durumudur. Peki neden “Napolyon” adı verilmiştir? Bu sorunun cevabı için Napolyon Bonapart’ın hayatına kısa bir giriş yapmak gerek. Bu rahatsızlık hakkında bir fikir edinmeniz için bir hikaye anlatalım:
Napolyon Bonapart, 1769 yılında Batı Akdeniz’deki bir adada, Korsika’da dünyaya geldi. Ailesi soylu olmamasına rağmen sonradan soylu ilan edildi ve bu sayede Napolyon, Fransa’da okula gitme fırsatı kazandı. Okuldayken, boyunun kısa olması nedeniyle arkadaşları tarafından çok aşağılandı ve dalga konusu haline geldi. Yaşı bir miktar daha ilerleyip at binme çağına gelince ise küçük bir olay gibi görünen ama aslında bütün dünyanın kaderini değiştirecek bir olay meydana geldi…



Napolyon
Napolyon at binmekten hoşlanmıyordu çünkü arkadaşları, boyunun kısalığı
nedeniyle ata çok yavaş bindiği için onu bir alay malzemesi haline getiriyorlardı. Ama bir zaman sonra bir arkadaşı dayanamayıp Napolyon’a “Sen savaş çıktığında nasıl ata bineceksin? O kadar kısasın ki sen ata binene kadar savaş sona erer.” deyip diğerleriyle gülüşmeye başladığında bu, bardağı taşıran son damla olmuş ve Napolyon; “Merak etmeyin! Ben savaş çıkınca ata binmeyeceğim. Ben ata bindiğimde savaş çıkacak!” demiştir.
Bu konuşmadan sonra Napolyon askeri bir okula yazılır ve topçu subayı olarak göreve başlar. Artık saldırganlık başlamıştır. Fransız ihtilali sırasındaki ve sonrasındaki başarılarından ötürü generalliğe yükseltilince emrine daha fazla adam verildi ve saldırganlık huyunda da bir azalma olmadı. Fransız ihtilalinden sonraki bir sokak çatışması sırasında ayaklanan halkın üzerine top ateşi açmasıyla isyanın bastırılması ise çılgınlığın en üst seviyesi olarak nitelendirilebilir. Generallikten bir zaman sonra 1804 yılında darbelerle Fransa’nın başına geçmiş olan Napolyon Bonaparte, Birinci Napolyon adıyla Fransız İmparatoru oldu. Bu olaydan sonra Avrupa, kaderinin dönüm noktasını yaşadı, 10 yıl boyunca savaşa ve kaosa gömüldü ancak Napolyon’un 1814’te Leipzig’teki yenilgisiyle bu kaos kısa bir süreliğine sona erdi. Napolyon Elba Adasına sürgüne gönderildi ancak oradan kaçmayı başardı ve Fransa’da yeniden örgütlenip 1815’te yine imparator oldu. Saldırganlığı hala dinmemiş olacak ki tahta geçer geçmez hemen Belçika’ya saldırdı. Ama orada, Waterloo Savaşı’nda İngiliz-Prusya ittifakına karşı yenilgi aldı ve Saint Helena Adasına (Atlas okyanusunda Güney Amerika ile Afrika arasında bir yer) sürgüne gönderildi. Burada 1821’e kadar kaldıktan sonra 52 yaşında yine burada öldü.

Kültür Waterloo-jpg.jpg

 

Hırsla en tepeye yükselip Avrupa’yı 10 yıllık bir savaşın ve kaosun ortasına atmış tehlikeli bir adam olan Napolyon, bu hırsını ve saldırganlığını kısa boyuyla dalga geçen arkadaşları yüzünden kazandı diyenler ve kısa boyunun ön plana çıkarılmaması amacıyla dikkatleri başka yerlere çekmek istediği için savaşlar yaptığını söyleyenler mevcuttur. Ama bu iki görüş de psikolojik bazı sorunların ortada olduğuna dikkat çeker. İşte bu soruna “Napolyon Sendromu” adı verilir.
Kısaca kısa boylu insanlarda görülen, iktidarı ele geçirip geçmişin acısını çıkarma sendromudur. Kişiler aşırı agresif ve otoriter davranışlar sergilerler ve bu tür davranışlar, kişinin boyunun kısa olması nedeniyle bu durumu telafi etmeye çalışmak olarak yorumlanır. Bir “aşağılık kompleksi” çeşidi olarak tanımlanabilir.
Aşağılık kompleksi, bireysel psikoloji ekolünün kurucusu Albert Adler tarafından
ortaya atılmıştır. Bu komplekse sahip kişilerde, eksik olan yanını telafi etmek için kendini ispat etme çabası görülür. Sıklıkla farkına varılmaz, bu durum kişileri eziyet içine sürükler. Psikiyatrik bir hastalıktan çok psikolojik bir durumdur. Adler, bütün gelişme dönemi süresince çocuğun ebeveyn ve genel dünyayla ilgili bir yetersizlik duygusu hissettiği kuramını geliştirmiştir. Napolyon da, sırf kendini tatmin ve ispat için büyük savaşlara girmiş; şartlar lehineyse kazanmış, değilse kaybetmiştir. Bu kompleksteki insanlar, başarısızlıktan korktukları için büyük oynarlar, karşı taraf korkarsa kazanırlar.

 

Ama doğal olarak Napolyon’un bütün hamleleri bu rahatsızlıkla ilgili değildir.

adler1

Etkisinde kaldığı tarihi kişilikler de mevcuttur ve onların fikirleriyle de hareketleri bağlantılıdır. Caesar, Makyavelli gibi kişiliklerin yazdıklarından ve fikirlerinden etkilenmiştir. Ayrıca yetiştiği kültür ve çevre de Napolyon üzerinde önemli bir etkiye sahiptir.
Günümüzde de buna benzer örnekler mevcuttur. Fransa eski cumhurbaşkanı Sarkozy’nin de bu tür bir problemi olduğu söylenebilir. Ayrıca bir Looney Tunes çizgi film karakteri olan “Marvin Martian” karakterinin yaratımında da bu psikolojik durumdan etkiler olduğu söylenebilir.

Yararlanılan Kaynaklar:

-İlkçağdan Günümüze Dünya Tarihi-Tolga Uslubaş

-Bonapartes Branded Corsican Outcasts-Margaret Rodenberg

-7.Ders: Napolyon- John Merimann

 

Taha Berk Arslan

Romanın kurucusu ve lejyon eğitmeni yahut dağıtıcısı.Bir bilim insanı ,sanat düşkünü, tarih ilgilisi ve Evrenin Sezar’ı. Kozmosun Genetiğini kurarken tek ve gerçek amacı bilinen dünyayı fethetmekti, başarılı mı dersiniz. İstanbul doğumlu olmakla beraber ruhu evrenin özünde dolanıyor, meraklı ve araştırmacı bir kişilik. Belki de bir tirandır.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir