Çin 2017’de Dünyanın En Tehlikeli Patojenlerini İncelemek İçin Üst Düzey Bir Laboratuvar Kurmuş!.

Çeviri: Doğa Otcu

Editör: Taha Berk Arslan

Wuhan’daki bir laboratuvar, dünyanın en tehlikeli patojenleri ile çalışmak üzere temizlendi. Bu hamle, 2025 yılına kadar Çin anakarasında beş ila yedi biyogüvenlik seviyesi-4 (BSL-4) laboratuvarı inşa etme planının bir parçası ve çok fazla heyecan verici olmasına karşın güçlü bir şekilde kamuoyunda endişe yarattı.  Çin dışındaki bilim adamları, bazı patojenlerin kaçması ve Çin ile diğer milletler arasındaki jeopolitik gerginliklerin biyolojik bir boyut kazandırmasıyla ilgili endişe duyuyorlar. Ama Çinli mikrobiyologlar dünyanın en büyük biyolojik tehditlerinden biriyle mücadele etmek için yetkilendirilmiş elit bir kadroyla etkinliklerini kutluyorlar. Pekin’deki Çin Patojenik Mikrobiyoloji ve İmmünoloji Anahtar Laboratuvarı Akademisi yöneticisi George Gao aktarıyor;

”Bu durum Çinli araştırmacılar için daha fazla fırsatlar yaratacak ve BSL-4-level patojenlerdeki
katkılarımız dünyaya fayda sağlayacak. Tayvan’da daha şimdiden iki BSL-4 laboratuvar var fakat Wuhan’daki Ulusal Biyogüvenlik Laboratuvarı Çin anakarasında bunların ilki.”

Laboratuvar Uygunluk Değerlendirmesi (CNAS) için Çin Ulusal Akreditasyon Servisince BSL-4
standart ve kriterlerine uyması bakımından onaylandı. Bir CNAS temsilcisinin ‘’CNAS, laboratuvarın
altyapısını, ekipmanını ve yönetimini inceledi.’’ şeklindeki aktarımı Sağlık Bakanlığının onay vermesini
sağladı. Bakanlıktan bir temsilci yavaşça ve dikkatlice hareket edileceğini ve eğer değerlendirme
düzgünce ilerlerse laboratuvarın haziran sonlarında onay alacağını söylüyor.
BSL-4 biyosınırlılığın en yüksek seviyesidir. Kritleri laboratuvarı terk etmeden önce havanın
filtrelenmesini, suyun ve atıkların arıtılmasını içeriyor ve araştırmacıların laboratuvar tesislerini
kullanmadan önce ve sonra kıyafetlerini değiştirmelerini ve duş almalarını şart koşuyor. Bu tür
laboratuvarlar genellikle tartışmalıdır. İlk BSL-4 laboratuvarı 1981’de, Japonya’da inşa edilmiş fakat
ancak güvenlik endişelerinin nihayet aşıldığı 2015 yılına kadar düşük riskli patojenlerle işletilmişti.
ABD ve Avrupa’daki BSL-4 laboratuvar ağlarının genişlemesi geçtiğimiz 15 yılda, şu anda bir
düzineden fazla faal durumdakiler ve her bölgede yapım aşamasındakilerle birlikte, pek çok tesise
ihtiyaç duyulması ile ilgili sorular da dahil olmak üzere bir dirençle karşılaştı.

Wuhan laboratuvarı 300 milyon yuana (44$ milyon Amerikan Doları) mal olmuş ve ve güvenlik
kaygılarını ortadan kaldırmak için taşkın ovasının çok üstünde ve bölgede güçlü bir deprem geçmişi
olmamasına rağmen 7 büyüklüğünde bir depreme dayanma kapasitesiyle inşa edilmişti. Ortaya çıkan
hastalıkların kontrolüne, saflaştırılmış virüslerin depolanmasına ve dünyadaki benzer laboratuvarlarla
bağlantılı bir Dünya Sağlık Örgütü “referans laboratuvarı” olarak rol oynamasına odaklanılacaktı.
Laboratuvar yöneticisi Yuan Zhiming bunun küresel biyogüvenlik laboratuvarı ağında kilit bir düğüm
olacağını ifade ediyor.

Çin Bilimler Akademisi 2003’te bir BSL-4 laboratuvarının inşaasını onaylamış ve SARS salgını
(şiddetli akut solunum sendromu) aynı zamanda proje momentumunu vermişti. Laboratuvar 2004
ortaya çıkan bulaşıcı hastalıkların önlenmesi ve kontrolü kooperatif anlaşmasının bir parçası olarak
Fransız işbirliğiyle tasarlanmış ve inşa edilmişti. Ama projenin karmaşıklığı, Çin’in deneyim eksikliği,
finansmanı sürdürmedeki zorluk ve uzun hükümet onay süreçleri yapının 2014’ün sonuna kadar
bitmeyeceğini işaret etmişti.




Laboratuarın ilk projesi, Kuzeybatı Çin de dahil olmak üzere tüm dünyada hayvancılığı
etkileyen ve insanlara bulaşabilen ölümcül bir kene kaynaklı virüs olan Kırım-Kongo kanamalı ateşine
neden olan BSL-3 patojenini incelemek olacak.

Gelecek planları Ebola ve Batı Afrika Lassa virüsüne geçmeden önce, ayrıca bir BSL-4
laboratuvarı gerektirmeyen SARS’a neden olan patojeni incelemeyi de içeriyor. Afrika’da bir milyon
kadar Çinli işçinin çalıştığını, ülkenin her türlü olasılığa hazır olması gerektiğini vurgulayan Yuan
Zhiming virüslerin sınır tanımadığını da belirtiyor.

Gao, son Ebola salgını sırasında Sierra Leone’ye gitmiş ve ekibinin virüsün yeni türlere
dönüşme hızını bildirmesine izin vermişti. Wuhan laboratuvarı, grubuna bu tür virüslerin nasıl hastalığa
neden olduğunu araştırma ve antikorlara ve küçük moleküllere dayalı tedaviler geliştirme şansı
vereceğini söyledi.

Çin’in Ulusal Biyogüvenlik Laboratuvarı’ndaki merkezi monitör odası.

Bu arada uluslararası işbirliği fırsatları, ortaya çıkan hastalıkların genetik analizine ve
epidemiyolojisine yardımcı olacaktır. Gao dünyanın daha fazla ortaya çıkan virüslerle yüzleştiğini ve
Çin’den daha fazla desteğe ihtiyaç duyduklarını belirtiyor. Lyon, VirPath viroloji laboratuarı direktörü
Bruno Lina özellikle, zoonotik virüslerin ortaya çıkmasının ,SARS veya Ebola gibi hayvanlardan
insanlara bulaşanlar, endişe verici olduğunu belirtiyor.

Wuhan laboratuvarındaki birçok personel, bazı bilim adamlarının güven verici bulduğu
Lyon’daki BSL-4 laboratuvarında eğitim alıyor. Ve tesis çoktan düşük riskli bir virüs kullanarak bir test
çalıştırması gerçekleştirdi bile.

Fakat endişeler Çin laboratuvarını da ilgilendiriyor. New Jersey, Piscataway’deki Rutgers Üniversitesi’nde moleküler biyolog olan Richard Ebright SARS virüsünün pek çok kez Pekin’deki yüksek seviyeli toplama tesislerinden kaçtığına dikkat çekiyor. Maryland, Şam’da CHROME
Biyogüvenlik ve Biyogüvenlik Danışmanlığı’nın kurucusu Tim Trevan, BSL-4 laboratuvarlarını güvende tutmak için açık bir kültürün önemli olduğunu ve bunun toplumun hiyerarşe önem verdiği Çin’de ne kadar kolay olacağını sorguladığını söylüyor ve görüş açısı çeşitliliği, herkesin konuşmaktan çekinmediği düz, bütüncül düşünmenin ve bilginin açıklığının önemli olduğunu belirtiyor.

Bu personel sorununu çözmek için çalıştığını söyleyen Yuan, onlara söyledikleri en önemli
şeyin yaptıkları veya yapmadıkları şeyleri rapor etmeleri olduğunu belirtiyor. Ve laboratuvarın
uluslararası işbirlikleri açıklığı artıracak. “Şeffaflık laboratuvarın temelidir” diye ekliyor.
Bir ağa genişleme planı bu tarz endişeleri artırıyor. Harbin’deki bir BSL-4 laboratuvarı zaten
akreditasyon beklemektedir; diğer ikisinin Pekin ve Kunming’de olması bekleniyor. İkincisi hastalık
incelemek için maymun modellerini kullanmaya odaklandı.

Lina, Çin’in büyüklüğünün bu ölçeği haklı çıkardığını ve BSL-4 araştırmalarını çok sayıda
araştırma maymunuyla birleştirme fırsatının ,Çinli araştırmacılar, primatlar üzerinde araştırma söz
konusu olduğunda Batıdakilerden daha az bürokrasiyle karşı karşıya kalıyor, güçlü olabileceğini
söylüyor. Lina, aşılar veya antiviraller test edilmek isteniyorsa, insan olmayan bir primat modeline
ihtiyaç olduğunu da ekliyor.

But Ebright Çin anakarasında birden fazla BSL-4 laboratuvarının gerekliliğine ikna olmadı. Bu
genişlemenin Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’daki ağlara yersiz olduğunu düşündüğü bir tepki
olmasından şüpheleniyor. Hükümetlerin, bu tür aşırı kapasitenin biyo-silahların potansiyel gelişimi
için olduğunu varsayacağını da sözlerine ekledi.

Bu tesislerin doğal olarak çift kullanımlı olduğunu, maymunları patojenlerle enjekte etme
fırsatlarını artırma ihtimalinin de heyecan verici olmaktan ziyade endişe verici olduğunu belirtiyor.
“Koşabilirler, çizebilirler, ısırırlar.” diye ekliyor.




Trevan, Çin’in BSL-4 laboratuvarına yaptığı yatırımın, her şeyden önce dünyaya ulusun
rekabetçi olduğunu kanıtlamanın bir yolu olabileceğini, gerekli olup olmaması fark etmeksizin
biyolojide büyük bir statü sembolü olduğunu söylüyor.

Nature’de yayınlanan bu yazıdan önce güncel olarak Korona salgınıyla ilgili yazımızı okuyabilirsiniz.

Referans Yazı:

“Inside the Chinese Lab Poised to Study World’s Most Dangerous Pathogens.” Nature News, Nature Publishing Group, www.nature.com/news/inside-the-chinese-lab-poised-to-study-world-s-most-dangerous-pathogens-1.21487.

Tong, Y.-G. et alNature 5249396 (2015).

 

Taha Berk Arslan

Romanın kurucusu ve lejyon eğitmeni yahut dağıtıcısı.Bir bilim insanı ,sanat düşkünü, tarih ilgilisi ve Evrenin Sezar’ı. Kozmosun Genetiğini kurarken tek ve gerçek amacı bilinen dünyayı fethetmekti, başarılı mı dersiniz. İstanbul doğumlu olmakla beraber ruhu evrenin özünde dolanıyor, meraklı ve araştırmacı bir kişilik. Belki de bir tirandır.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir