İmparator Jüstinyen ve Bizans İmparatorluğu

Bizans İmparatorluğu

Roma imparatorluğunun kurtulan doğu yarısı için verilen başka bir isim Bizans İmparatorluğudur. Bir önceki bölümde okuduğunuz üzere; Roma da dahil, Roma İmparatorluğunun daha zayıf batı yarısı barbar isyanlarına yenik düştü. Roma imparatorluğundan kalanlar Konstantinopolis’teki imparatorluk tarafından yönetildi. Bizans
İmparatorluğu 1000 yıl kadar daha ayakta kaldı ve en sonunda, 1453’te Osmanlı İmparatorluğuna yenildi.

Konstantinopolis şehri üç su kitlesi tarafından çevrelenen bir yarımada üstüne kurulmuştur: İstanbul Boğazı, Marmara Denizi ve Haliç. Engel olarak adlandırılan demir zincire dikkat edin, Haliç boyunca düşman gemilerinin o bölgeye girmesine engel olmuştur.

Bizans İmparatorluğu halkı kendilerini Romalı olarak görse de Doğu; Batı Latin etkisinden ziyade Yunan kültüründen etkilenmiştir. Halk Yunanca konuşmuş ve Yunan tarzı giysiler giymişlerdir. İmparatorlar ve İmparatoriçeler güzel ipek, pahalı terliklerle mora boyalı kıyafet giymişlerdir. Bizans İmparatorluğu Büyük İskender’in fetihlerinin yarattığı Helenistik kültürden etkilenmiştir. Bir önceki bölümde okuduğunuz üzere, I.Konstantin Hristiyan zulmünü sona erdirdi ve İmparator Theodosius, Hristiyanlığı Roma İmparatorluğunun resmi devlet dini haline getirdi. Hristiyanlığın Bizans imparatorluğu üzerinde önemli etkisi oldu. Bizans sanatı Hristiyan temalarının güzel motiflerini ön plana çıkardı.

Mozaikler cam ya da taş parçalarından yapılmış ve birbirine yapıştırılmıştır. En yaygın olarak zeminde ya da tavanda bulunur.

İmparator Jüstinyen

Tanınmış bir Bizans İmparatoru I.Jüstinyen’di. Jüstinyen MS.527-565’e kadar yönetti. Jüstinyen, Jüstinyen Yasası denilen bir dizi yasa çıkardı. Bu yasa imparatorun bütün yasaları oluşturduğunu ve bunun yanı sıra kanunları yorumladığını söylüyordu. Jüstinyen Yasası imparatorluk süresi boyunca geçerliydi. Günümüz yasasının çoğu Jüstinyen Kanununa kadar uzanır.

Jüstinyen Roma İmparatorluğunu tekrar birleştirmeyi hedefledi. Batıda kontrolu ele geçiren barbarlarla savaşmak için ordularını gönderdi. Jüstinyen’in Afrika’nın kısımlarını ve İtalya’nın çoğunu geri alan Roma orduları çok başarılıydı.

Bu iki haritada İmparator Jüstinyen dönemi boyunca Bizans ordularının fetihlerini görebilirsiniz. Eski Batı Roma İmparatorluğunu geri kazanma amacı olan bu orduları yöneten komutan Belisarius’tu.

İmparatorluğun batı kısmını geri almak için verilen savaş çabası, Jüstinyen’i Bizans İmparatorluğu halkının vergilerini artırmaya zorladı. Roma halkı savaş için verilen yüksek vergiler konusunda Jüstinyen’e öfkeliydi ve şanını kaybetmeye başladı. Daha da fazla rağbet görmeyen Jüstinyen’in karısı İmparatoriçe Theodara’ydı çünkü aslen sirk sanatçısıydı ve Roma’nın alt sınıfından geliyordu. “kocasının kararları üzerinde böylesine bir kontrole sahip olan bu kadın kimdi?” diyerek kendi kendilerine düşündüler. Kocasının arka planında yer almayan biri olarak, Theodora imparatorluktaki kadınların haklarını koruyan yasalar tasarladı. Batıdaki eski Romalılar gibi, Bizanslılar da yarışlar için tasarlanan geniş oval stadyum olan hipodromdaki araba yarışlarından keyif aldılar. Günümüz sporları gibi Bizanslılar’ın destekleri takımlar vardı. Bizans araba yarışı takımları renklerine göre isimlendirilirdi: Maviler, Kırmızılar, Yeşiller ve Beyazlar. Yarış sonrası taraftarlar tartışmaya girdiği için zaman zaman tribünlerde patlak veren ve sokaklara taşan isyanlar çıkardı. Jüstinyen dönemi boyunca Maviler ve Yeşiller dominant takımdı.

Belirli bir isyandan sonra, bir Mavi ve bir Yeşil taraftarı tutuklandı. Halkın bu konu hakkında memnun olmadığını bilen Jüstinyen 13 Ocak 532’de bir yarış düzenledi ve bu iki kişiyi serbest bırakmaya karar verdi. Yarış sırasında taraftarlar kontrolden çıktı ve imparatoru aşağılayarak bağırmaya başladı. Hem Yeşiller hem de Mavi taraftarları takımları için tezahürat yapmaktansa kazan yada fethet anlamına gelen Nika diye bağırdılar. Daha sonra, taraftarlar sarayın yerleriyle bağlantılı olan Jüstinyen’in locasına saldırdılar. Jüstinyen Nika Ayaklanması sokaklara taştığı sırada saraya kaçtı. Şehrin çoğu yerinde olduğu gibi Ayasofya isimli (Church of Holy Wisdom) kilise de dahil saray kuşatılmıştı.

Kendi sarayında mahkum kalan Jüstinyen, bir gemiye atlayıp Konstantinopolis’ten düşmüş bir imparator olarak, ama canını kurtarmak için kaçmaya karar verdi. Ayrılmaya hazırlanırken Theodora’yı bulmak için arkasına baktı, ayrılmayı inatla reddeden karısı “Kaçak olarak yaşamaktansa, imparatoriçe olarak ölmeyi tercih ederim ayrıca mor renginden harika bir defin örtüsü olur” dedi. Karısının cesaretini gören Jüstinyen kalmaya karar verdi. İsyan kontrol altına alındı ve Jüstinyen Bizans İmparatorluğunu yönetmeye devam etti.

İmparatoriçe Theodora Nika Ayaklanması sırasında Konstantinopolis’i terk etmeyi reddetti.

Jüstinyen, Nika Ayaklanmasından sonra şehri tekrar inşa etmeye girişti. Jüstinyen’in yeniden inşa ettiği Ayasofya, inşaattan sonra dünyadaki en büyük kubbeye sahip oldu. Günümüzde yapı hala duruyor ancak fetheden Osmanlı Türkleri Müslüman olduğu için şimdi bir camidir.

Theodora ile gördüğünüz, büyük kubbesiyle Jüstinyen tarafından yeniden inşa edilen Ayasofya.

(Sözleri imparatoriçe Theodora’nın hayatını anlatan “Norwegian Wood” şarkısının melodisi. Öğrencilerinin tarih konularının önemli noktalarını hatırlamasına yardımcı olmak için kısa videoları yapan Hawaii’li iki öğretmen: Amy Burvall ve Herb Mahelona.)

Bizansta benimsenilen hristiyanlık çeşidi Doğu Ortodoks’u olarak adlandırıldı. Doğu Ortodoks Hristiyanlığı bugün hala uygulanır. Doğu Ortodoks Kilisesi’nin başkanı Konstantinopol’un Baş Papaz’ı olarak adlandırılır. İmparatorluğun başlıca şehirlerinde piskopos olarak adlandırılan kişiler de vardı. Bizans İmparatorluğunda, imparator kilise üzerinde güce sahipti çünkü başpapaz’ı onlar seçiyordu. Doğu Ortodoks’u ve Roma Katoliğ’i Hristiyan olmasına rağmen birbirleriyle tartışmaya giriyor hatta çatışıyordu. Roma’nın ruhsal lideri papa, Batı’daki Katolikler ve Konstantinopolis’in başpapazı her zaman aynı fikirde değildi.

Bizans imparatoru asla tamamen güvende değildi. Tahtın babadan oğula geçtiği batıdaki barbar krallıkların aksine, doğuda hiçbir zaman kesin bir sıra yoktu. Bu durum “ Morun İlleti” olarak adlandırıldı çünkü iktidara sahip herhangi bir kişi Bizans İmparatorluğundaki tahtı ele geçirebilirdi. Konstantinopolis’te aile ve akrabalar arasında bile imparatoru devirmek için komplolar ve son derece politik entrikalar vardı.

672’de Bizanslılar Rum Ateşi adında yeni bir silah ortaya çıkardılar. Bu ateş düşmana atıldı ve suyla bile söndürülemedi. Rum Ateşinin icadı için itibar edilen kişi, Bizans İmparatorluğu’nda yaşayan Suriyeli olan Kallinikos’tur. Rum Ateşi saldırı yapan Müslüman filolarına karşı kullanıldı. Rum Ateşi’nin formülü bir sırdı ve belki de imparatorlar bile içindekileri bilmiyorlardı. Rum Ateşi cam konteynırlarda fırlatıldı ve bir pompayla püskürtüldü. Yunan Ateşi tarihe kayboluyor ve hiç kimse, bugün nasıl yapıldığı konusunda kesinlikle emin değil. Rum Ateşi, yüzlerce yıl boyunca Bizans İmparatorluğunu ve Hristiyanlığı kurtarmaya yardım etti. Konstantinopolis, en sonunda  1453’te Türklerin toplarına yenik düştü. Konstantinopolis’in duvarları yıkıldı, fakat Bizans İmparatorluğu’nun kültür ve fikirleri, Rönesans olarak adlandırılan, klasik Yunan ve Roma fikirlerine yeni bir ilgi yaratan Batı Hristiyanlığına kaydı.

Bazen Roma Ateşi olarak da adlandırılan Rum Ateşi bu Orta Çağ elyazmasında düşman gemilerine fırlatılırken.

You may also like...

3 Responses

  1. Sibel dedi ki:

    Haarika bir yazıydı. Emeğinize sağlık…

  2. Gören Erdoğan dedi ki:

    Yalnız oturup kendin tarih yazmışsın. Thedora kocasına başka bir söz söyler. Kaçmaktansa ölmeyi yeğlerim gibi bir laf kullanmaz. Jüstinyen ile tünelde bu konuşmayı yapar. Bir diğer husus ise, öncedenMavi, kırmızı, beyaz ve yeşil diye dört grup vardır. Bu renkler sınıfları temsil ederdi. Bu sınıfları temsil eden de yarışlar olurdu. Sonrasında sarılar mavilere, beyazlar yeillere katılır. Maviler Justinyenin de desteği ile yeşillere karşı şiddete başlar, yol keser, soygunculıuk yapar. Daha sonra yeşiller de çeteler kurar, şehrin çoğu mavilere ait yerlerini ateşe verir. 4 kişi tutuklanır ve bunlar statyumda idam edilecek iken ipleri kopar ve yara almadan kurtulur. Affedilme falan yok. Yeşiller ve maviler buna mucide der ve birleşirler, yeşil olur hepsi. Statta isyan çıkartırlar. Justinyen 30 bin kişiyi yakar ve kellesini keser. Bunlara desek veren herkesi idam eder. Hikayenin aslı böyledir ama sanırım sen biraz pembeleştirmek istemişssin. Ayasofya kubbesine gelince, o kubbe mimar sinan zamanında eklenir. Justinyen zamanında değil.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir