İslam Hakimiyetinde İpek Yolu ve Ticaret

                                             İpek Yolu Serisi 1. Bölüm Genel Tanıtım.
                                             Yazar: Yiğit Alp Özalkuş 
                                             Düzenleme: Taha Berk Arslan 

 1) İpek Yolu Nedir?

  

Yaklaşık 2000 yıllık mazisi olan ve ilk defa MÖ. II. Yüzyıl’ın sonlarında açıldığı hakkında bilgilerin mevcut olduğu İpek Yolu; Doğu’nun, ürettiği ipek ve ipekli mallarına pazar aradığı, Batı’nın da Doğu’da ipek ve diğer kıymetli malları elde etmek maksadıyla girişimlerde bulunarak açtığı bir yollar ağıdır. Yani bu, Doğu’dan ziyade Batı’nın ihtiyaçları dikkate alınarak yapılmış bir girişimdir. ‘İpek’, ‘ipek halkı’, ve ‘ipek ülkesi’ anlamlarında Batı’da Herodotos’tan itibaren ilk kaynaklarda ‘ipek’ için kullanılan kelime, Grekçe ve LatinceSeres’ olup ‘Serica’ ise ‘ipek ülkesi’ anlamındadır. İpek Yolu tabirinin ilk defa kullanılışı da bu 2000 yıllık geçmişine rağmen oldukça yeni olup, ilk defa XIX. Yüzyıl’ın ikinci yarısında 1877 tarihinde Alman bilgini Ferdinand von Richthofen (1833-1905) tarafından kullanılmış (Seidenstraße), ondan sonra gerek Batı’da gerek Doğu’da yaygınlaşmıştır.

İpek Yolu, tek bir yol değil, bir yollar ağıdır. İpek Yolu’nun geçtiği yolları araştırma işini MS I. Yüzyıl’da yaşayan ve eserini 107-114 tarihleri arasında yazmış olan Tyrli Marinus’tan öğrenmekteyiz. Onun verdiği bilgilere göre, Maes Titianus, bu yolun menzillerini ve “mesafe taşlarını” araştırmak üzere Doğu’ya adamlarını göndermişti. Deniz yoluyla bunlar, Kuşanların ülkesine gidemeyeceklerinden, kara yoluyla Parth (İran) ülkesinden Orta Asya’ya gitmişler; onların getirdiği bilgiler daha sonra MS II. Yüzyıl ortalarında eserini yazmış olan coğrafyacı Cludius Ptolemaios vasıtasıyla bize intikal etmiştir. Bu kaynaklardan anlaşılacağı üzere ve Richthofen’in tasnifine göre İpek Yolu, dört ana yolla beraber ikinci derece tali kollara ayrılmaktadır. Yolun Batı ve Doğu olmak üzere başlıca iki ana bölgeye ayrıldığı, Batı’dan Doğu’ya doğru devam eden yolun, Doğu’dan gelen yol ile şimdiki Doğu Türkistan’ın batısında, Pamir eteklerinde bir yerde (Taş-Kurgan) kesiştiği ve burada iki bölgeden gelen malların değiş tokuş edildiği anlaşılmaktadır.

2.) İpek Yolu’nun Batıdaki Güzergâhı:

   MS 1. Yüzyıl’dan önceki dönemlerde İpek Yolu’nun Batı’daki durumu ve başlıca güzergahı hakkında pek bir şey bilinmese de klasik çağlarda bile Batı’daki devletlerin ve kültürlerin Doğu ile ticaret yaptıkları ve Batı için son derece kıymetli olan, mesela kalay ve lapis lazuli (Çok eski çağlardan beri mücevher olarak kullanılan bir taş türü.) gibi malları bu yolda Doğu’dan elde ettiklerini biliyoruz. Batı’nın Doğu ile ilgilenmeye ve İpek Yolu ticaretinin başladığı dönem olarak, Batı’da Roma İmparatorluğu, Doğu’da ise İran’daki Parth İmparatorluğu (MÖ.247-MS.224) devri kabul edilir. İpek Yolu güzergahını öğrenmek üzere Doğu’ya giden araştırmacılarda işte bu Parthlar zamanında seyahat etmişlerdir.

Maes’in adamlarından öğrendiğimiz bilgilere dayanarak Ptolemaios tarafından verilen bilgilere nazaran İpek Yolu, Akdeniz kıyılarında önceleri Selevkosların, bilahare ise Romalıların hâkimiyetindeki Antiokhia (Antakya) şehrinden başlayarak Doğu’ya doğru devam ediyordu. Sonra Hieropolis (Menbiç) şehri ve Zeugma’da Fırat Nehri’ni geçerek Parth arazisine inmekte ve Dicle Nehri kıyısını takip ederek eski Kral Yolu ile birleşmekte ve Selevkos İmparatorluğu’nun eski başkenti Selevkia-Ktesifon’a varıyordu. Şimdiki İran topraklarından yola devamla Ekbatana (Hemedan), Hekatompylos, Margiana (Merv) ve Baktra’dan (Belh) Türkistan’a doğru devam eden İpek Yolu, İran ve Türkistan arazisinden sonra, Batılıların ipek ülkesi (Serica) olarak gördüğü Çin’e girerek Serica’nın başkenti Sera’ya kadar gitmekteydi.

2.1) İran Topraklarından Geçen İpek Yolu Güzergâhı:

İran topraklarındaki ticaret yollarının ve hâliyle İpek Yolu’nun da güzergâhı hakkında en önemli kaynağımız, MÖ I. Yüzyılın sonu veya MS. I. Yüzyılın başına ait Charaxlı Isidoros’un Stathmoi Parthikoi (Parth İstasyonları) isimli eseridir. Bu eser, Parth arazisinden geçen yolu Zeugma’dan Arachosia’daki Aleksandria (Kandehar)’ya kadar takip etmemize imkân vermektedir. Dicle Nehri, MÖ I. Yüzyıl’da ve MS.’ki ilk asırlarda Roma İmparatorluğu ile Parthlar arasında genellikle sınırdı. Parth arazisine girdikten sonra Dicle’yi takip eden İpek Yolu, daha sonra İran’ın batısındaki en önemli kent ve eski başkent olan Ekbatana’ya uğramaktaydı. İran’ın kuzeydoğu bölgesindeki Hekatompylos (Şehr-i Kumis) ve sonra Raghae (Reyy) şehrine geldikten sonra, Orta- çağ’da olduğu gibi o dönemde de önemli bir ticaret merkezi ve yolların kavşak noktası olan Margiana (Merv) şehrine ulaşıyordu. Merv’den sonraki yol güzergâhı, kervancıların gitmek istediği yere göre veya yolun siyasi yönden emniyetine göre değişmekteydi. Kuzey Baktria ve Soğdiana (Batı Türkistan) üzerinden ya da Güney Baktria (Afganistan’ın kuzeyi) bölgesini takiben Baktra (Belh) şehrine gelen kervanlar, oradan da hedeflerine göre ya Hindistan bölgesine doğru güneye ya da Çin’e doğru doğuya devam ediyorlardı.

Belh’ten yola devamla Kuzey Afganistan geçitlerinden geçerek Doğu Türkistan’a doğru devam eden yolun batı bölümü, Çin kaynaklarının Tsung Ling (Soğanlı Dağlar) dedikleri Pamirleri bin bir güçlükle aştıktan sonra taş bir kule (Taş-Kurgan) dibinde son bulurdu. Burada malını indirerek orada Doğu’dan gelen kervanların getirdikleri ile mal mübadelesi yapan tüccarlar, daha sonra geri dönerlerdi; çünkü ondan sonra ticaret başka tüccar gruplarının eline geçerdi. Bu ticaret işleri ile uğraşan grupların ise Batı’da İranlılar, daha Doğu’da ise Çin’e kadar Soğdlular olduklarını söyleyebiliriz. Demek ki Doğu ile Batı arasında mal değiş tokuşu yapılan en önemli Orta Asya antreposu, Eski Çağ’da Taş-Kurgan olmaktadır.

Bir sonraki yazıda  İslam Öncesi İpek Yolu’nun Durumu adlı bölümümüz yayınlanacaktır. Şimdiden teşekkürler ve iyi okumalar.

Yararlanılan Kaynaklar

Hitti K. Philip, İslam Tarihi, Çev. Salih Tuğ, İstanbul, Boğaziçi Yayınları, 1989

Çağatay Neşet, İslamdan Önce Arap Tarihi ve Cahiliye Çağı, Ankara, İlahiyat Fakültesi Yayınları, 1957

Utku N. Şahin, Kızıldeniz’de Denizcilik, Ticaret ve Yerleşim (VII.-XI. Yüzyıllar), Doktora Tezi, Marmara Üniversitesi, 2005

Tezcan Mehmet, İpek Yolu’nun İran Güzergahı ve İpek Yolu Ticaretine İran Engellemesi, Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi, 3(1), 97-117

Gül Muammer, İslam İktisadi Gelişmesinin Tarihi ve Dini Dinamikleri, Tarih Okulu Dergisi (TOD),7, 71-106

Barthold W.& Köprülü M. Fuad (1984), İslam Medeniyeti Tarihi, Ankara, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 1984

Sabah Mohammad, Baghdad and Silk Route, Doktora Tezi, Al-Mustanseriya University 

Yiğit Alp Özalkuş

1999 yılında Osmanbey'de dünyaya geldim. Nilüfer Hatun İlköğretim okulunda ilk öğretimimi tamamladıktan sonra Bingül Erdem Anadolu lisesi ile hayatımın gençlik serüvenini bitirdim. Ardından 54000 sıralama yaparak Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Tarih bölümüne girmeye hak kazandım. Üniversite hayatımın ikinci senesi ve 16.-18. yüzyıllar Akdeniz, Coğrafi Keşifler, Atlantik ve Hint Kumpanyaları, Akdeniz donanmaları özel ilgi alanım. Şuan ise ilk adım olarak Akdeniz rekabeti ve Osmanlı Donanması hakkında okuyorum ve yazıyorum.

You may also like...

4 Responses

  1. Enes Özarslan dedi ki:

    Bilgi kaynağının bol olduğu standartların üstünde bir yazı olmuş. Tebrikler.

  2. Metehan dedi ki:

    Yani yolu Batı mı açtı?

  3. Seda dedi ki:

    Kisa öz ve bilgi dolu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir