Fermi Paradoksu: Yaşamın Bi Boşluğu

Herkes Nerede?

1950 yılında bir grup arkadaş öğlen yemeği sırasında gündelik sohbetlerini ediyorlardı. Ancak ne bu bir grup arkadaş sıradan insanlardı ne de sohbetleri sıradan bir  sohbetti. Bu bir grup arkadaş; Enrico Fermi, Emil Konopinski, Edward Teller ve Herbert York idi. Sohbetleri esnasında Fermi şöyle bir soru sordu arkadaşlarına: “Herkes nerede?” Biraz düşünme ve hesaplamanın ardından çoktan defalarca gelmiş olmalılardı diye yanıtladı kendi kendisini. Fermi paradoksunun paradoks olma sebebi  kurulan hipotezde bir çelişki olmasıdır. Paradoksun genel tanımı şu şekildedir: “Evrenin boyutu ve yaşı, teknolojik olarak gelişmiş bir çok uygarlığın var olması gerektiğini göstermektedir. Ancak bu hipotez, bunu destekleyecek gözlemlenebilir verinin eksikliği nedeniyle tutarsızdır.”

Paradoks iki temel argümandan oluşur. İlk kısmı sayılardan oluşur. 13,2 milyar yaşındaki galaksimizde 17 milyar gezegen olduğunu düşünüyoruz. Matematikte şans yoktur, düşük olasılıklar vardır. Galaksimizde temel fizik ve biyoloji yasalarına uyan gezegenlerin olması ve bu gezegenlerde canlı yaşamın gelişebilmesi oldukça olası. Dolayısıyla galaksimizde varlığını sürdürmekte olan gelişmiş uygarlıkların olması gerekir. Daha sonraki yıllarda geliştirdiği denklemle tartışmalı da olsa Frank Drake bu argümanı desteklemiştir. Tabi tüm bunlar sıradanlık ilkesi baz alınarak düşünülmüş ve hesaplanmıştır.

Denklemin ikinci argümanı ise ilk argümanın cevabı ve yorumu niteliğindedir. Canlı formunun sınırlı olan kaynaklarla ne derece başa çıktığı sorusu önemli bir sorudur. Çünkü bu uygarlık Kardashev cetveline göre medeniyet 2 ve 3 arasında olmalıdır. Önce kendi sistemini daha sonra galaksisini kolonileştirme çabasında olmalıdır. İnsanlık için bu oldukça uzun bir süre gerektiriyor bu yüzden eğer bir canlı formuyla karşılaşacaksak, karşılaşacağımız türün uygarlığımızdan çok daha fazla gelişmiş olması ihtimali daha yüksektir. İkinci argüman dahilinde ortaya iki yeni soru daha çıkıyor.

Neden uzaylılar tarafından üretilmiş ürünlere hiç rastlamadık?

Bu sorunun cevabı halen belirsizdir zira bahsettiğimiz düzeyde gelişmiş bir uygarlığın izini gözlemlenebilir evrende görebiliyor olmamız gerekirdi. Ne yazık ki henüz ne bir ürüne ne de bir ize rastlamadık. Ancak rastlamamış olmamız rastlamayacağımızın garantisini vermiyor.

Biz neden kolonileştirilmedik?

Işık hızının %10’una ulaşabilmiş bir uygarlık için bile bir galaksiyi kolonileştirmek 5-50 milyon yıl alır. Bu süreçte sıra henüz dünyamıza gelmemiş olabilir ya da kolonileştirme işlemi yeni başlamış olabilir.
Sıradanlığın aksine nadir dünya hipotezi de doğru olabilir ve bu demektir ki dünya dışı canlı yaşamın varlığı çok daha düşük olasılıktadır. Nadir dünya hipotezi, genetik kod aktarımının, organizmaların gelişmesi astrofiziksel ve jeolotjik olarak kompleks bir yapıda olduğunu dolayısıyla canlılığın bir istisna olduğunu söylemektedir. Nitekim evrimsel olarak zeka insana özgü olabilir. Başka bir gezegende zekanın gelişebilmesi için bizim dünyamızda bizim için gerçekleşen koşulların aynısı veya oldukça benzer koşulların gerçekleşmesi de gerekebilir.
Sonuç olarak evrenin başka bir köşesinde canlı formu var mı yok mu bilmiyoruz. Belki daha biz burada yokken buraya geldiler ve beğenemediler, belki bizi şu halimizle gördüler ve uygarlıklarının çok daha altında olduğumuz için iletişim kurma ihtiyacı duymadılar, belki kendi içlerinde savaştılar ve kendilerinkini yok ettiler yahut iletişime geçme konusunda oldukça tedbirliler veya doğa olayları sonucunda yok oldular. Belki de bu olasılıklardan bambaşka bir olasılık gerçekleşti ancak bilemiyoruz. Ancak insanoğlunun merakı ve bilinmeyeni öğrenme çabasını bir gün tüm bu sorulara yanıt bulacağını umuyorum.

Düzenleme: Taha Berk Arslan

Yararlanılan kaynaklar:

http://web.archive.org/web/20101210160714/http://www.space.com:80/searchforlife/shostak_paradox_011024.html

Los Alamos Technical report LA-10311-MS, March, 1985

http://web.archive.org/web/20150112155640/http://hanson.gmu.edu/greatfilter.html

Carl sagan – Cosmos

the universe is teeming with aliens… where is everybody?: fifty solutions to the Fermi paradox and the problem of extraterrestrial life- Stephen Webb
Springer Science & Business Media, 2002

The Great Silence: Science and Philosophy of Fermi’s Paradox – Milan M’ Cirković
Oxford University Press, 2018

Ataberk Akın

"Eğer ben özgürsem sen de ancak o zaman özgür olabilirsin. " Bilimi oldukça seven yanına arada sanatı ve felsefeyi ekleyen birisi. 16 yaşındayım eğitimimi Akhisar Macide Ramiz Taşkınlar Fen Lisesi'nde sürdürmekteyim. Hobi alanlarım oldukça geniş olduğu için net bir şey söylemeyeceğim. Ayrıca beyin fırtınası yapmayı ve insanlarla tartışmayı çok severim. Genellikle doğa bilimleri yazılarıyla karşınızda olacağım.

You may also like...

2 Responses

  1. Berat Koçman dedi ki:

    Yazı çok güzel ve bilgilendirici fakat evrenin yaşını belirtirken bir hata yapılmış. 13,7-13,8 arası bir yaş sahip olması gerekiyor.

    • Ataberk Akın dedi ki:

      Yazıda belirtilen yaş evrenin yaşını değil galaksimizin yaşını belirtiyor. Galaksimizde ise big bangden hemen sonra oluşmuş yıldız olduğunu biliyoruz. Tabi bu hemen kozmolojik zaman ölçeğinde bir hemen 🙂 Dikkatiniz için teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir