Covid-19 ve Psikoloji: Coronavirus Kaygımla Nasıl Yüzleştim?

Yazar: Sıla Konyalıoğlu
Editör: Taha Berk Arslan

Şubat ayının başında Çin’de ben ve üniversitemdeki diğer profesörler coronavirus sebebiyle derslerin online olarak verileceği ile ilgili mesajı aldığımızda evden çalışıyordum. Artan salgın konusunda zaten endişeliydim, üniversitem de kapılarını birkaç gün öncesinde kapatmıştı. Öğrencilere online eğitim vermem gerektiğini fark ettiğimde kaygı seviyem daha da arttı. Daha öncesinde böyle bir deneyimim yoktu, ayrıca ne kadar etkili olacakları konusunda da şüpheliydim. “Öğrencilerin derslerime olan tepkilerini bilgisayar ekranından nasıl ölçecektim?” “Bir şey öğrenecekler miydi?”

“Her şeyin ne zaman normale döneceğini merak ederek neredeyse her gününü evde geçirdiğim 2 ay…”

Çin’in Xuzhou şehrinde yaşıyorum-COVID-19’ salgınının merkezi Wuhan’dan aşağı yukarı 500 km uzaklıkta. Wuhan’daki şehre giriş çıkışlara izin verilmemesi durumunun aksine şehrimde böyle bir şey söz konusu değildi ancak şehir sakinleri dışarı çıkmaları konusunda caydırılmış, bazı kurum ve işletmeler kapatılmıştı. Geçtiğimiz iki ayın çoğunu evde eşim ve kızımla birlikte geçirdim. Gelecekten korkarak, her şeyin ne zaman normale döneceğini merak ederek…

Neyse ki hiçbir arkadaşımın, meslektaşımın ve ailemden kimsenin yeni coronavirüs için yapılan test sonucu pozitif çıkmadı. Evden çalışmak da mümkündü, araştırmalarım laboratuvar çalışması içermiyordu. Ama virüsün yayılması, artan ölüm sayısı zihnimde iyice ağırlaştı. Uyumakta zorlandım. İşime odaklanmakta da zorlandım. Salgının başlarında bir gün hibe teklifi yazmak için bilgisayarın başına oturdum. Yapabildiğim tek şey ekrana boş boş bakmak oldu.

Yıllar önce Taoizm felsefelerinin iç huzuru bulmakta yardımcı olduğunu duymuştum. Bu yüzden birkaç kayıt dinlemeye karar verdim. Birinde dinleyicilere “Kendini doğanın zararına olacak hiçbir şey yapmayarak yönetmek” öğretiliyordu. Bu bana ilham verdi, çünkü kaygılarımı bir kenara atıp işime odaklanmaya çalıştığımı fark ettim ki bu da işe yaramayan bir yaklaşımdı, doğal olan bu değildi. O andan itibaren işime engel olsa bile kendime bu kaygıyı hissetmenin normal olduğunu söyledim. Bu da iç çatışmalarımın azalmasında yardımcı oldu.

Geçtiğimiz iki ay boyunca dersleri online platformda nasıl vereceğimi öğrendim ve beklenmedik bir keyif aldım-başlangıçta zorlanmış olsam da. Online eğitim için bir sürü farklı platform vardı, hangisi en iyiydi nasıl kullanılıyorlardı bilmiyordum. Ağır bir kullanımla daha iyi başa çıkacağını düşünerek büyük bir sunucuya sahip bir platform seçtim. Üniversitem faydalı bir yönlendirme sağladı ve biraz da deneme yanılma yoluyla öğrendim.

Özellikle ilk dersim çok zordu çünkü öğrencilerin yüzlerini göremiyordum bir de onların karşısında ders anlatmaya alışmıştım. Online platformda öğrencilerime bir şey anlatıyor ama karşılığında hiçbir şey alamıyor gibi hissettim. Sonrasında birkaçıyla iletişime geçtim ve benimle aynı fikirde olduklarını derslerin daha interaktif olması gerektiğini söylediler. Ben de derslerim sırasında öğrencilerimi platformun yorum bölümünde bana sorularını bırakmaya teşvik etmeye başladım.

Öğrencilerim neredeyse anında sorularıyla derslerime tat katmaya başladı. Normal bir sınıf ortamında çoğu ellerini kaldırmaktan korkar, bana bir soru sormak için dersin sonunu beklerlerdi. Ama online eğitimde, öğrenciler sorularını tüm sınıfın önünde daha rahat paylaşabiliyorlardı. Bu harika bir sonuçtu çünkü bir öğrencinin sorusu varsa başka bir öğrencinin de aynı sorusu olması ve cevaptan yararlanması muhtemeldir. Ayrıca verdiğim ödevlerden derslerimi iyi bir şekilde takip ettiklerini görmek beni memnun etti.

Çin, üniversiteleri kapatan ilk ülke oldu. Ancak geçtiğimiz ay İtalya, ABD ve diğer başka ülkeler de benzer hamleler yaptı. Umarım hikayem ne olacağından korkan akademisyenlere ilham verebilir. Kaygılı hissetmek normaldir. Ama aynı zamanda değişime açık kalmanızı da tavsiye ederim. Ne öğreneceğinizi asla bilemezsiniz.

https://science.sciencemag.org/content/367/6484/1398

DOI: 10.1126/science.367.6484.1398

Author: Kai Liu (associate professor at Jiangsu Normal University)

Science  20 Mar 2020:

Vol. 367, Issue 6484, pp. 1398

Published By: American Association for the Advancement of Science

Taha Berk Arslan

Romanın kurucusu ve lejyon eğitmeni yahut dağıtıcısı.Bir bilim insanı ,sanat düşkünü, tarih ilgilisi ve Evrenin Sezar’ı. Kozmosun Genetiğini kurarken tek ve gerçek amacı bilinen dünyayı fethetmekti, başarılı mı dersiniz. İstanbul doğumlu olmakla beraber ruhu evrenin özünde dolanıyor, meraklı ve araştırmacı bir kişilik. Belki de bir tirandır.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir