Caesar’ın Yunanistan Seferi ve İç Savaş’ın Sonu

Pompey ve Caesar arasındaki iç savaşın nasıl başladığını daha önceki “Ok Yaydan Çıktı” adlı yazımda belirtmiştim. Şimdi -önceki yazımda da yüzeysel olarak bahsettiğim- Caesar’ın Yunanistan Seferini daha detaylı anlatacağım.

Augustus-1841.jpg

Caesar Roma’ya gelmiş ve kendini diktatör ilan etmişti. Burada siyaset, asayiş, ekonomi, adalet konularında beğenmediği hükümleri değiştirerek iyileştirmelerde bulundu ve siyasi nüfuzunu artırdıktan sonra diktatörlük görevini bırakarak Brindisium’a gitti. Daha önceden, Pompey’i takip etmek için 12 lejyonu ve tüm atlılarıyla burada buluşulmasını kararlaştırmıştı. Buradan Yunanistan’a geçiş yapılacaktı lakin Caesar’ın tüm askerlerini tek seferde karşıya geçirecek kadar çok gemisi yoktu. Ayrıca birlikleri de Galya ve İspanya’daki savaşlardan ve yolculuklardan dolayı sayıca çok azalmış, oradaki yumuşak iklimlere alışmış olan askerler arasında Brindisium’daki sert sonbahar ikliminden dolayı sağlık sorunları ortaya çıkmıştı.

pomeiusPompey’in ise rahatsız edilmeden ordusunu toparlamak için yaklaşık bir sene zamanı vardı. Savaşa hazırlık için Doğu Akdeniz kıyılarındaki Roma topraklarından ve vassal (kukla) devletlerden çok büyük miktarda gemi, tahıl ve para topladı. Ve yönetimi kendisine ait olan eyaletlerdeki tüccarları da kendisine para vermeye zorladı. Askeri olarak da dokuz lejyonluk bir ordusu vardı. Bu lejyonların yanında Girit,

Lakedemonia (Sparta), Pontus, Suriye eyaletlerinden ve diğer devletlerden topladığı 3000 okçu, 6 tabur sapancı, 2000 paralı asker ve 7000 atlısı vardı. Pompey’in oğlu da 800 asker ve çok sayıda gemiyle Pompey’e katılmıştı.

Pompey, Caesar’ın İtalya üzerinden denizden girişini engellemek amacıyla da Batı Yunan limanlarını güçlendirmiş ve Dyrrachium ve Apollonia’daki (Arnavutluk) karargahlarını da yenilemişti. Caesar’ı önlemek amacıyla donanmasını kıyı boyunca yerleştirmişti. Pompey’in donanmasının idaresi Marcus Bibulus’taydı.

Sezar ve gemileri

Caesar Brindisium’da topladığı askerlere şu konuşmayı yaptı:

“Şimdi, bugüne kadar çektiğimiz tüm sıkıntı ve tehlikelerin amacını gerçekleştirme zamanıdır! Gemilerimizin en verimli şekilde kullanılabilmesi için yanınıza hiçbir kişisel eşya veya köle almayacaksınız. Böyle yaparsanız zaferden ve cömertliğimden fazlasıyla yararlanacaksınız!”

Askerler de hep bir ağızdan cevap verdiler:

“İstediğin emirleri verebilirsin. Emirleri büyük bir şevkle yerine getireceğiz!”

Bu konuşmayla beraber ocak ayının 4. günü yedi lejyonuyla denize açılan Caesar, ertesi gün Ceronya Kayalıkları’ndan (Güneybatı Arnavutluk) geçerek tek bir gemi bile kaybetmeden Pharsalus’ta karaya çıktı ve geri kalan askerlerin de getirilmesi amacıyla aynı gece gemilerini, yardımcısı Fufius Calenus komutasında Brindisium’a geri gönderdi. Ama denize geç saatte açıldıkları için akşam rüzgarından yararlanamadılar ve geri dönerken düşmana yakalandılar. Pompey’in donanması bu gemilerden 30 kadarını yakaladı ama gemiler boştu. Bibulus öfkelenip bu gemileri yaktırdı ve Caesar’ın ikmal gemilerini bulmak umuduyla donanmasını üçe böldü. Bir kısmını kendisi alıp Caesar’ın ikmal gemilerini yakalamaya çalıştı, bir kısmı Yunan kıyılarına dizerek Caesar’ın ikmalini kesmeye çalıştı ve bir kısmını da Saso şehrini kuşatması için Marcus Octavius’a verdi. Ama Saso şehri doğal koşullardan dolayı çok iyi korunuyordu ve bu yüzden kuşatma Marcus Octavius’un yenilgisiyle sonuçlandı. Bunun üzerine Octavius, Pompey’in yanına Dyrrachium’a çekilmek zorunda kaldı.

Bu arada Caesar’ın elinde, Pompey’in çok değer verdiği, mühendis Vibullius Rufus bulunuyordu ve Caesar, Pompey’e barış tekliflerini iletmek için onu kullanmayı kararlaştırmıştı. Barış teklifi şöyleydi:

“Her iki taraf da yeterince kayıp vermişti. Bu, gelecekte olabilecek felaketlerle ilgili onlara ders olmalıydı. Şimdi her iki taraf da kendi güçlerine güvendiği için ve eşit oldukları için barış için en uygun ve tek zamandı. Şimdi ordular terhis edilmeli ve Roma’ya dönerek Senato ne karar verdiyse ona uyulmalıydı.”

Ama Vibillius, Pompey’e gidince barış teklifini iletmemiş, tam aksine, Caesar’ın bu ani
çıkartmasını haber vermişti. Pompey ise bu sırada Candavia’daydı ve Apollonia ve Dyrrachium’daki karargahlarına doğru gitmekteydi ama bu haberi duyunca Caesar’ın tüm liman kentlerini ele geçirmesinden korkarak ordusunu hızlandırdı ve Apollonia’ya çok daha erken varmaya çalıştı.

Aynı anda Caesar da Oricum’u kuşatmış ama halkın Romalılara karşı savaşmayı reddetmesi üzerine şehre sorunsuzca girmişti. Oricum’u aldıktan sonra da hiç vakit kaybetmeden Apollonia’ya doğru ilerledi ve Oricum’daki gibi hiç direnişle karşılaşmadan şehri teslim aldı. Pompey, bu olanları duyunca yolunu değiştirerek Dyrrachium’a olabildiğince hızlı ilerledi. Bu sırada Caesar’ın yaklaştığı haberi gelince de Pompey’in ordusunda yorgunluk dolayısıyla panik oluştu. Kaçma girişimleri oldu fakat ordu ileri gelenlerinin Pompey’e yemin etmesiyle bu kaçış girimleri durduruldu. Caesar, yolun Pompey kontrolünde olduğunu öğrenince durdu ve Apollonia toprakları içinde Apsus Nehri boyunca kamp kurdu. Burada kışı geçirmeye ve İtalya’daki lejyonlarını beklemeye karar verdi. Pompey de aynı şekilde Apsus Nehri’nin karşı kıyısında kamp kurdu ve destek kuvvetlerini beklemeye başladı.

roman-warriors-clipart-julius-caesar-3Bibulus’un tedbirsizce kıyıyı bırakıp Caesar’ın ikmal gemilerini yakalamaya gittiğinden bahsetmiştik. İşte Caesar, bu tedbirsizlikten faydalanıp kıyıyı ele geçirmişti. Bu yüzden hem Caesar özgürce denizleri kullanamıyor hem de Bibulus karaya ulaşıp yiyecek ve su ikmali yapamıyordu. Bibulus, bunları fark edince ateşkes teklifi götürdü. Ama Caesar bu teklifin yalnızca o anki ihtiyaçları karşılamak için bir menfaat girişimi olduğunu anlayınca ateşkesi reddetti. Bu karşılıklı abluka devam edince gemilerde su bulunmadığı için Bibulus hastalandı ve öldü. Ölümünden sonra donanma başsız kaldı ve her kaptan kendi gemisine komuta etmeye başladı. Ama bir süre sonra Libo kendi komutasına 50 gemilik bir donanma almış ve bunların yaşandığı Oricum şehrinden ayrılmıştı. İtalya’ya doğru yol aldı ve Brindisium açıklarındaki küçük bir adayı ele geçirdi. Brindisium’da da, Marcus Antonius komutasındaki, Caesar’ın destek lejyonları ve gemileri vardı. Antonius o adanın stratejik önemini bildiği için bir hileyle Libo’yu oradan uzaklaştırmaya karar verdi. Bunun için gece vakti elinde bulunan gemileri kıyı boyunca gizlice dizdi ve 4 tanesini Libo’nun üzerine göndererek yem olarak kullandı. Libo, bu cüretkar harekete karşılık 5 gemi gönderdi ve onları yakalamalarını emretti ama gemiler rehavete kapılıp onları kıyıya kadar takip ettiler. Bunun üzerine Antonius kıyıya dizdiği gemileri gönderdi ve 5 gemiyi de alt etti. Libo, bu kuşatmanın işe yaramayacağını anlayarak adayı terk edip Yunanistan kıyılarına geri döndü. Antonius da donanmanın geri çekildiğini gördükten sonra Caesar’dan aldığı “ne olursa olsun derhal lejyonları alıp Apollonia kıyılarına çıkarması” emrini yerine getirmeye başladı ve fırtınalı bir havada Yunanistan’a yelken açtı. Yolda birkaç gemisi Pompey donanması tarafından yakalandıysa da 3’ü deneyimli olmak üzere 4 lejyon ve 800 atlı Marcus Antonius komutasında Yunanistan’a çıktı. Sonrasında ise Antonius, geri kalanları alması için gemilerin bir kısmını tekrar İtalya’ya gönderdi.

 

Pompey bu haberi alınca Antonius’un ordusunu pusuya düşürmek için Apsus’taki kampından ayrıldı ve yola koyuldu. Caesar da neredeyse aynı anda haberi almış ve yola çıkmıştı. Ama Caesar’ın Apsus nehrini aşması için sığ bir bölge bulması gerekirken Pompey sorunsuzca ilerleyebiliyordu. Sonrasında Pompey ve Caesar, Antonius’un kendilerine doğru gelmekte olduğu haberini aldılar. Bu haber üzerine Caesar olduğu yerde bir kamp kurup Pompey’in ordusunu iki ordu arasına sıkıştıracağını düşündü. Lakin Pompey iki ordu arasına sıkışmamak için gece vakti gizlice oradan ayrılmış ve Dyrrachium’a giderek uygun bir yerde kamp kurdu ve Anadolu’da zorla para ve asker toplamakta olan Scipio’ya haber göndererek derhal Yunanistan’a gelmesini emretti.

Caesar da bu sırada Antonius’un kuvvetleriyle birleşmiş ve Yunanistan’ın iç bölgelerine ilerleyip halkın kimin tarafında olduğunu öğrenmek için bir süre burada kaldıktan sonra Domitius’u iki lejyon ile burada bırakmış ve Pompey’in Dyrrachium’da olduğunu öğrenince de onu kovalamaya devam etmişti.

Scipio, Yunanistan’a vardığında, Caesar’ın Yunanistan’ın iç bölgelerini koruması amacıyla görevlendirdiği Domitius komutasındaki orduya karşı yenilgiler aldı ve askerlerinin bir kısmını kaybetti. (Scipio’nun Anadolu’dan ne kadar asker getirdiğini bilmiyoruz.) Ama bunlara rağmen Scipio’nun ilerlemesi durdurulamadı.

Caesar Pompey’e ulaştığında onu tepelik bir arazide kamp kurmuş olarak buldu. Ve onu kuşatmak için çalışmalara başladı. Caesar’ın kendi tabirine göre “Bu şekilde bir savaş daha önce hiç görülmemişti. Kalelerin sayısı, çalışmaların genişliği ve büyüklüğü, saldırı ve savunma tarzları ve diğer her şey yeniydi.”. Ama bu savaşı Caesar’ın kazandığı ama Pompey’in de fazla kayıp vermediği tahmin edilse de kesin sonucu hakkında bir bilgimiz yok. Çünkü Caesar’ın bu savaş hakkında yazdıklarının son bölümü günümüze ulaşamamıştır.

Dyrrachium-min

Bu savaştan sonra Pompey doğal savunması daha kuvvetli olan yakın bir tepeliğe kampını taşıdı. Bu kampı savaş kuleleriyle ve duvarların yükseltilmesiyle güçlendirdi. Caesar da bu bölgedeki bütün tahıl kaynaklarını tüketmek üzere olduğundan savaşmak için her sabah ordusunu düzlük bir alana çıkarıp Pompey’e savaş teklifi götürüyordu ancak Pompey savunmada kalmayı tercih ediyordu. Bunun üzerine Caesar kampı kuşatmaya karar verdi. İlk olarak Pompey’in atlılarının sağlayacağı gıda ikmalini kesmek için kampa doğru bir yol gibi olan iki dar geçiti kuleler ve duvarlarla kapattı. Pompey’in ordusu da kıtlık çekmeye ve atları açlıktan ölmeye başlamıştı. Bu durum Pompey’i saldırmaya zorluyordu ama Pompey uygun fırsatı bekliyordu.

170a0f3159405830421c63a22f1ef764Bir zaman sonra uygun fırsat Pompey’in eline geçti. Caesar’ın askerlerinden Rocillus ve Aecus adlı iki kardeş, Pompey’e kaçmıştı. Bu iki asker Caesar hakkında fazla bilgiye sahiptiler. Onun yanında Galya’da savaşmış ve onun takdirini kazanmışlardı ama ordu maaşları üzerinden yolsuzluk yaptıkları öğrenildiğinde Caesar tarafından ordunun önünde aşağılanmış ve bu yüzden gücenip Pompey’e katılmışlardı. Caesar’ın ne yapıp ettiğini, kuşatmanın nerelerde eksiklerinin olduğunu tamamen Pompey’e anlatmış ve Pompey de saldırı planını hazırlamıştı:

“Deniz kıyısında bir boşluk vardı ve Caesar’ın ana kampı çok geniş bir alana yayılan kuşatma duvarının bu yerini görmüyordu. Buraya bir gece vakti karadan ve denizden saldırılacak, kuşatma aşılacak ve Caesar yenilecekti.”

Bu plan işe yaradı ve Caesar yenildi. Ordusu çok fazla zayiat almıştı. Eğer Marcus Antonius buraya yetişip Pompey’i durdurmasaydı daha fazlası da kaybedilebilirdi. Caesar olanları ancak çıkan dumanlardan dolayı olay yerine geldiğinde öğrenebilmiş ve burada güçlü ve yeni bir kamp daha kurmuştu. Artık Pompey’in yiyecek bulma ve gemileriyle iletişim kurma üstünlüğü vardı. Bu olaydan sonraki çatışmalar genelde gerilla çatışmaları şeklinde oldu ve üstünlük sağlanamadı. Pompey’in ordusundaki senatörler ve soylular Dyrrachium’daki bu savaşı tüm dünyaya mektuplar ve zafer ilanları ile duyurdular ve zafer sarhoşluğuna başladılar lakin Pompey gibi tecrübeli bir general olmadıkları için Caesar ölmedikçe savaşın kazanılmış olmayacağını anlamıyorlardı.

Caesar, ilk düşüncelerini gerçekleştiremediği için savaş planını tamamen değiştirdi. Bunun üzerine tüm birliklerini kampta toplayıp kuşatmayı kaldırdı ve bir konuşma yaptı:

“Olanlarla ilgili endişe etmeyin ve korkmayın! Tek bir yenilginin yanında kazandığımız birçok savaşı hatırlayın! Kadere küsmek yerine teşekkür etmelisiniz. Kader sayesinde; İtalya’yı kan dökmeden ele geçirdik, İspanya’yı dize getirdik, en savaşçı halkları yendik. Hatırlayın! Kader sayesinde sadece limanları değil kıyıları da kuşatmış olan düşman donanmasını nasıl da güvenle geçtiğinizi hatırlayın! Ayrıca verilen kayıpların benden değil Kader Tanrıçasının kaprislerinden kaynaklandığını bilin. Çünkü benim, elimden gelen her şeyi yaptığımı biliyorsunuz! Şimdi bu kayıpları telafi etmek için cesurca elinizden gelen her şeyi yapın. Böyle yaparsak kötü şansımız dönecek ve daha önce düşmana yüzlerini dönmekten korkanlar şimdi savaşta en öne atılacak adamlara dönüşecektir!”Centurion

Konuşma bittikten sonra bazı sancaktarları aşağılayarak rütbelerini düşürdü. Çünkü
sancakların kaybıyla ordu morali düşmüştü ve yenilgide bunun da payı fazlaydı. Caesar askerlerinin yenilgiden çıkmış olmalarından dolayı onlara güvenemiyordu ve savaş için biraz daha beklemesi gerektiğini biliyordu. Bu yüzden tüm ağırlıklarını bir araya toplayarak korumasına da bir lejyon vererek o gece önden Apollonia’ya gönderdi. Sonra kampı koruması için de iki lejyon bırakarak ordusunun geri kalanıyla da sabah vakti gün ışımadan Apollonia’ya yola çıktı. Pompey Caesar’ın çıktığını geç gördü ve hemen yola çıktı. Yetişebileceğini sanıyordu ama Caesar tüm yüklerini geçen gece göndermişti ve ağırlık olmadan ilerliyordu. Yetişememekten korktuğu için atlılarını oyalamak için gönderdi lakin Caesar’ın atlıları onunkilere galip geldi. Caesar Apollonia’ya vardığında buralara yaralılarla beraber bir miktar garnizon bıraktıktan sonra Pompey’i bırakıp Makedonya’daki Scipio’yu kuşatmak ve Pompey’i de yardıma gelmeye zorlamak için Domitius’a haber gönderip yola çıktı. Pompey de bu planı bir şekilde öğrendi ve Scipio’ya farklı ve kestirme bir yoldan gitme kararı aldı ve bu kestirme yolda Domitius’a rastladı. Ama Domitius tehlikeden kaçmayı başardı ve Caesar’la buluştu. Artık Scipio ve Pompey’in orduları da birleşmişti.

pharsalusYine küçük çatışmalar ve kovalamacalar başlamış ve nihayet takvimler M. Ö. 48 yılının 9 Ağustos gününü gösterdiğinde Yunanistan sınırlarındaki Pharsalus’ta (Günümüzde Farsala veya Çatalca olarak geçer.) savaşa karar verilmişti. Savaşın başında Caesar’ın 20000 lejyoner, 10000 oksilyer ve 2000 atlı olmak üzere yaklaşık 32.000 askeri vardı. Pompey’in ise 40000 lejyoner, 4000 oksilyer ve 7000 atlı olmak üzere yaklaşık 51.000 askeri vardı.

Pompey, Caesar’ın sayısının az olduğunu ve bu yüzden onlara saldırmayıp kuşatarak açlıktan ölmelerini beklemek gerektiğini savunuyordu. Ama yanında bulunan, savaş tecrübesi olmayan ve hala Dyrrachium’daki zafer sarhoşluğunu üzerinden atamamış olan senatörler; Pompey’i saldırmaya ikna etti. Pompey, 7000 atlısını, Labienus kumandasında Caesar’ın sağ kanadındaki atlılarına saldırması için görevlendirdi. Ama Caesar bunu öngördüğünden dolayı daha önce atlıların arasına gizlice lejyonerlerinden bir grubu sıkıştırmış ve pusu kurmuştu. Labienus, atlılarıyla hücuma geçtiğinde bu pusuyu geç fark ettiği için atlıların çok büyük bir kısmını kaybetmiş ve geri kalanı da sayıca çok daha fazla olmalarına rağmen kaçmıştı. Caesar bu bozgun salgınını daha da yaymak için hemen topyekün hücuma geçti. Atlıları Pompey’in sol kanadını tam anlamıyla ezip geçmişler ve sağ kanadını da paniğe sokmuşlardı. Bu panikten yararlanan piyadeler de sağ kanadı ve merkezi düşürerek Caesar’a kesin bir zafer kazandırmıştı. Kayıplar Caesar’ın tarafından 230 kişiyken, Pompey ise 10000’e yakın asker kaybetmişti ve ordusunun geri kalanı dağılmıştı.

Labienus

Pompey bu savaştan sonra Mısır’a kaçıp ordu toplayıp geri gelip Caesar’ı yenmeyi planladı ama Mısır’a varır varmaz orada öldürüldü. İç savaş da bu şekilde Gaius Julius Caesar’ın zaferi ve Gnaus Pompey Magnus’un yenilgisiyle sonuçlandı.

Ptolemaos

Yazar: Altay Mete Kaya

Düzenleme ve geliştirme :Taha Berk Arslan
Yararlanılan Kaynaklar

BBC, Commentarii de Bello Civili

 

Taha Berk Arslan

Romanın kurucusu ve lejyon eğitmeni yahut dağıtıcısı.Bir bilim insanı ,sanat düşkünü, tarih ilgilisi ve Evrenin Sezar’ı. Kozmosun Genetiğini kurarken tek ve gerçek amacı bilinen dünyayı fethetmekti, başarılı mı dersiniz. İstanbul doğumlu olmakla beraber ruhu evrenin özünde dolanıyor, meraklı ve araştırmacı bir kişilik. Belki de bir tirandır.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir