Bir Haçlı Şövalyesinin, Günlüğüne Türkler Hakkında Yazdığı Etkileyici Satırlar

İlk Büyük Haçlı Seferi

Görünürde kutsal toprakların tekrar ele geçirilmesi, gerçekte ise İslam Dünyası’nda biriken zenginliği ele geçirmek için Avrupa’da biriken insan gücünü kullanmak isteyen Batı Dünyası’nın dini ve siyasi liderleri, 1095 yılında Avrupa’nın tüm toplumsal katmanlarından gelen insanların katıldığı I. Büyük Haçlı Seferi’ni başlatmışlardır. O sırada zengin İslam Dünya’sını  Selçuklu Türkleri korumaktaydılar. Ancak Selçuklu İmparatorluğu’nun başında bulunan Sultan Melikşah’ın ölümüyle bu devlette taht kavgaları baş göstermiş, Anadolu Selçukluları da bu kavgada taraf olunca, Türkler birbirine düşerek güç kaybı yaşamıştır. Bu durum içinde Avrupa’dan gelen Haçlılar, Bizans’ın yardımıyla Anadolu’ya ayak basmıştır. Haçlıların ilk dalgasını, Avrupa’nın fakir halk kitlesi ve düzensiz ayak takımı oluşturduğundan, Anadolu Selçukluları bu kitleyi kolaylıkla dağıtmıştır. İkinci dalga ise Bohemund, Godfrey, Tancred ve Robert gibi Avrupa’nın en tanınmış savaşçı lordlarının liderlik ettiği zırhlı şövalyelerin oluşturduğu düzenli ve kalabalık ordu olmuştur.

Bahsedilen kişi ise bu şövalyelerden biridir. Şövalyenin mensubu olduğu güçlü haçlı ordusu, önce Selçuklu başkenti İznik’i ele geçirmiş, sonrasında ise Dorylaion Şehri’ne (Eskişehir civarı) kadar ilerlemiştir. Anadolu Selçuklularının hükümdarı I. Kılıç Arslan, haçlıların daha fazla ilerlemelerini engellemek için bu bölgede meydan savaşı yapmaya karar vermiştir. O zamanlar hafif zırhlara sahip süvarilerden oluşan Türk ordularının temel savaş manevraları, önce vur-kaç taktikleri ile uzunca bir süre düşmana ok ve kargılar ile zarar vermek, sonra yakın dövüşe girişmekti.

Türkler ile Haçlıların Savaşı

Fakat I.Kılıç Arslan bu taktiği fazla kullanmayarak, ağır zırhlara, büyük savaş atlarına sahip devasa Haçlı ordusu ile çabucak bir meydan savaşına girişmiştir. Savaş sırasında Türklerin attıkları oklar ve mızraklar, Haçlıların zırhlarına işlememiş, buna karşılık haçlıların uzun kılıçları ve mızrakları, hafif zırhlara sahip olan birçok Türk askerlerinin şehit olmasına sebep olmuştur. Buna karşılık Türkler, vatanlarını savunmak için çok çetin bir mücadele vermişlerdir. Savaş 1 gün boyunca sürmüştür. Ancak I. Kılıç Arslan, durumun bu şekilde devam etmesi halinde tüm ordusunun yok edileceğini anlayınca, savaş meydanından çekilme kararı almıştır. Bu suretle kazanan taraf haçlılar olmuştur. Haçlıların zaferinin ardından günlüğü tutan isimsiz şövalye, akşam kampında dinlenirken şu etkileyici satırları yazmıştır:

“Kim Türklerin ferasetini, savaş yeteneklerini ve yürekliliğini tarif etmeye girişmek için yeterince bilgedir? Ama lütfen Tanrım, bizi yenmelerine izin verme. Onların Frenklerle aynı soydan geldiğini ve kendi adamları ve bizimkiler dışında hiç kimsenin kendine şövalye demeye hakkı olmadığını söyleyenler var (Burada Türkleri, Avrupa’nın en güçlü savaşçı kavmi olan Franklar ile bir tutarak saygısını ve hayranlığını dile getirmek istiyor.). Şimdi gerçeği söyleyeceğim ve hiç kimse bana itiraz etmesin. Şayet Tanrı’nın oğlu, Bakire Meryem’den doğma İsa’ya inansalardı hiç kimse onlara güçte, cesarette ve savaş bilgisinde karşı koyamazdı. Yine de Tanrı’nın inayetiyle onlara galip geldik. Bu savaş Temmuz ayının ilk günü oldu.”

Sonuç

Özellikle tarih kitaplarımızda Türklerin çok savaşçı ve güçlü bir millet olduğu, savaş alanlarında önlerinde direnebilen pek fazla milletin olmadığı anlatılır. Bu anlatıları okuyan kişiye, bahsedilenler abartı gibi gelebilir. Ancak bu anlatıları yabancıların ve özellikle Türkler ile savaşanların ağzından duyduğunuzda, bahsedilenlerin gerçeklikleri bir kez daha kanılanır. Türkler, tarih boyunca birçok özelliklerinin yanında savaşçı bir millet olarak da anılmışlardır. Bu anlatı da, bu olguyu kanıtlayan kaynaklardan biridir.

Kaynaklar

Asbridge, Thomas (2004). The First Crusade: A New History. Oxford.

Hillenbrand, Carole (2000). The Crusades: Islamic Perspectives. Routledge

Konstam, Angus (2004). Historical Atlas of the Crusades. Mercury Books.

Doç. Dr. Eren Karakoç

1988 yılı Ankara doğumluyum. Lisans öğrenimimi Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tarih bölümünde tamamladım. Yüksek lisans ve doktorayı Gazi Üniversitesi Tarih Anabilim Dalı, Eskiçağ Bilim dalında yaptım. Eskiçağ Tarihi alanında, özellikle Yunan, Roma ve İslam öncesi Türk tarihi hakkında kitap ve makaleler yazmaktayım. Aynı zamanda öğretim görevlisiyim. Evliyim ve bir çocuğum var. Boş zamanlarımda ağırlık kaldırmak, güzel eşim ve tatlı oğlumla vakit geçirmek en büyük eğlencem.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir