HİPOTEZ | COVID-19’un Kişiselleştirilmiş Bağışıklık Güçlendirici Müdahaleler ile Tedavi Edilmesi

Makale serisine ikinci makale ile devam ediyoruz, ya da belki de ”hipotez” demeliyim zira literatürde yakın zamanda yayınlanan bu yazı, klinik çalışmalardan ziyade bir hipotezi içeriyor. Henüz bu konuda bir klinik çalışma başlamış değil.(Bağışıklık önemli bir unsurdur)

Makalenin onay tarihi: 23 Mart 2020.

—————————————————————————————————————————————–

Yazar: Derya Deniz
Editör: Taha Berk Arslan

COVID-19 ile enfekte olmuş bireylerin çoğunda az semptom bulunması ya da tamamen asemptomatik* olması ve kuluçka döneminde de özellikle asemptomatik kişiler yoluyla yayılması sebebiyle tablo oldukça ciddidir. Ayrıca COVID-19, pnömoniye* ve ölüme yol açabilmektedir. Bu virüs için ortalama ölüm oranı %2.3, 70-79 yaş arası için ölüm oranı %8 ve 80 üstü yaş için ölüm oranı %14.8’dir. (Bağışıklık önemlidir.)

COVID-19’da görülen pnömoninin en büyük nedenleri arasında bağışıklık sisteminin zayıf olması gelmektedir. Ayrıca iltihap da pnömoni hastalarının ölüm oranını arttırmaktadır. Bu sebeple bağışıklık sisteminin verdiği yanıtı iyileştiren ya da iltihabı azaltan müdahaleler pnömoninin insidansını* ve mortalitesini* azaltabilir. Üstelik inflamasyon* da azalabileceği için pnömoniye bağlı ölüm oranlarında artış gözlemlemek olasıdır. Bu tür etkiye sahip birçok müdahale bulunmaktadır ancak her müdahale, her birey için geçerli olmayacağından bu noktada daha kişisel yaklaşım kullanılmalıdır. Bu tür bir yaklaşıma ‘’bağışıklık tepkisini geliştirmek için bireysel müdahaleler’’ ya da ‘’I4R’ yaklaşımı’’ denmektedir. Bu yaklaşım yakın zamanda kanseri önlemek ve tedavi etmek için de önerilmiştir. 

Bağışıklık sistemi yanıtını iyileştiren aktivitelere göz atıldığında şunları söyleyebiliriz: Fiziksel aktivite, egzersiz, dans, geziler, yüksek rakımda yaşamak, yoga, ritmik nefes alma, meditasyon, kahkaha, sigarayı bırakma, kalori kısıtlaması, aralıklı oruç, meyve-sebze tüketimi, aspirin, statin*, kırmızı et tüketimini azaltma, yeterli uyku, ultraviyole kan ışınlanması*, sauna kullanımı, akupunktur. 

Sauna kullanımı, statinler ve akupunktur gibi aktivitelerin pnömoni insidansı üzerindeki etkisine bakalım: Sauna kulanımının haftada 4 ya da daha fazla kez olması pnömoni insidansında azalma ile ilişkilidir. Burada göreceli pnömoni riski (RR)=0,63’tür. Statin kullananlarda pnömoni oluşumu azalmıştır. (RR=0.84). Akupunktur RR=0.86 olan inmeli hastalarda pnömoni riskini azaltmıştır. Bu üç aktiviteyi ele aldığımızda RR=0.46 olarak hesaplanır. Kaba bir tahmin de olsa pnömoni insidansındaki azalma %54 oranındadır. 

X-ışınları ile radyasyona maruz bırakma, simvastatin* kullanımı ve aspirin kullanımı gibi yöntemleri ele alalım: Birçok çalışma pnömoni hastalarının akciğerlerine X-ışınları ile gönderilen 30 cGy veya daha yüksek düzeyde radyasyon dozunun hastayı tedavi ettiğini göstermiştir. Ortalama tedavi oranı ise %83’tür. Yine bir çalışmaya göre X-ışını tedavisi ölüm oranını %28’den %5.7’ye iyileştirmiştir (RR=0.21). Aynı çalışma, viral pnömoniyesahip olan ve sülfonamidlere* cevap vermeyen pnömoni hastalarının X-ışını tedavisinden sonra iyileştiğini de göstermiştir. Bu tedavi, viral pnömoni için de etkilidir. Simvastatin kullanımı RR=0.50 olan hastaların mortalitesini azaltmıştır. Aspirin tedavisi ise RR=0,65 olan hastaların ölüm oranında azalmaya yol açmıştır. Bu üç tedavinin kullanımı sonrası RR= 0.07 olarak hesaplandı. Ölüm oranı ise, kaba bir tahmin olsa da, %93 oranında azaldı.  

Tüm bunlara bakarak önerilecek olan şey, COVID-19 sebepli pnömoni oluşumunu azaltmak için düşük seviyeli iyonlaştırıcı radyasyon, statinlerasprin veya anti-inflamatuar müdahalelere başvurulması yönünde. Bu sebeple, klinik çalışmalar acilen başlatılmalıdır. Klinik çalışmalarda akciğerlere 30 cGy radyasyon dozu, sırasıyla tekrarlanan ve uzun süreli olan standart radyografik ve floroskopik gibi yöntemler kullanılabilir. 

 

EK NOTLAR: 

AsemptomatikSemptom göstermeyen 

PnömoniAkciğerlerdeki hava keseciklerinin iltihaplı sıvı ile dolması / Zatürre 

Pnömoninin insidansıOrtaya çıkış hızı. 

Pnömoninin mortalitesiÖlüm hızı. 

StatinlerKardiyovasküler hastalık riski taşıyan kişilerde kolestrol düzeyini düşürmek için kullanılan, lipit düşürücü ilaçlar. 

Ultroviyole kan ışınlanması: T hücresi lenfomayı önlemek için kullanılan bir tedavi. 

SimvastatinLipit düşürücü ilaç. 

Viral pnömoniVirüs kaynaklı pnömoni. 

Sülfonamid: Antimikrobiyal madde 

Bu makalede dile getirilen hipotez, bağışıklık yanıtını güçlendiren birtakım aktivitelerin ‘’kişiye özel yaklaşımı’’ kullanılarak çalışılması sonucu COVID-19 kaynaklı pnömoni insidansı ve mortalitesi üzerinde önemli ve umut verici sonuçlar alınacağı yönünde. Bağışıklık sisteminin karmaşık bir sisteme sahip olduğunu biliyoruz. Genel olarak baktığımızda iki tip bağışıklıktan söz edebiliriz: Doğal bağışıklık ve edilgen bağışıklığı. Doğal bağışıklık, sistemde var olan ve vücuda yabancı madde girdiğinde beklemeden tepki veren bağışıklıktır. Elbette bağışıklık sistemimiz yabancı ve tehlikeli maddeleri algılayabilmektedir. Bu sebeple vücudun içindeki maddelere tepki göstermez zira onların tehlikeli olmadığı bilmektedir. Bu sistem bozulduğunda ‘’oto-immün hastalık’’ dediğimiz hastalıklar baş gösterir ve immün sistemi kendi vücuduna karşı savaş açar. Yine dışarıdan alınan besin maddelerine karşı da bir saldırıda bulunmamaktadır. Doğal bağışıklık devreye girdikten sonra yabancı ve tehlikeli madde ile başa çıkamazsa onu ikinci bağışıklık olan etken bağışıklığa devreder. Bu bağışıklıkta da iki grup dikkat çekmektedir: T ve B lenfositleri. T lenfositleri, vücuda giren virüse karşı saldırıya geçerken B lenfositleri de bu antijene karşı antikor üretmeye başlar. Üstelik B lenfositlerinin bir hafızası vardır ve antikor ürettikleri antijeni hatırlarlar. Aşı dizayn etme, bu hafızayı esas alır. Ayrıca bu hafıza, o antijenle tekrar karşılaşıldığında üretilecek antikorun hazır olmasını da sağlamaktadır. Bu hipotez için incelenmesi gereken çok fazla detay olduğu görüşündeyim. Bağışıklık yanıtını güçlendiren aktivitelerin etkilerinin bilimsel kanıtları, I4R yaklaşımı, radyasyonun pnömoni üzerindeki etkileri, sauna kullanımının etkileri başta olmak üzere aklıma birçok detay takıldı. Bunların bilimsel kaynaklarla incelenmesi, bu hipotez hakkında daha iyi düşünebilmeyi sağlayacağı görüşündeyim. Bu yaklaşım tabii ki hipotezde geçen detaylar konusunda bilgi sahibi olmayanların hipotez hakkında düşüncelerini şekillendirmek adınadır. O kişilerden biri de benim zira.  

 

Makale: https://www.preprints.org/manuscript/202003.0319/v1

DOI: 10.20944/preprints202003.0319.v1

You may also like...

1 Response

  1. TUNAY ERDAL dedi ki:

    .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir